İftar Yemeğine Mülk ve Kilise Sorunları Damga Vurdu - Gündem
24 Eylül 2017 - Հակական տոմար - Տարի : 4510 / Ամիս : Հոռի / Օր : Լուսնակ / Ժամ : Հրակաթն

Gündem :

29 Haziran 2017  

İftar Yemeğine Mülk ve Kilise Sorunları Damga Vurdu

İftar Yemeğine Mülk ve Kilise Sorunları Damga Vurdu İftar Yemeğine Mülk ve Kilise Sorunları Damga Vurdu
Azınlık vakıflarının düzenlediği geleneksel iftar yemeğinin altıncısı bu yıl Süryani Cemaati tarafından verildi. İftar yemeğine Agos’un manşete taşıdığı Mardin’de el konan Süryani mülkleri ve azınlık vakıflarının yaşadığı diğer sorunlar damgasını vurdu.

22 Haziran Perşembe günü Ataşehir MAREV’de (Mardinliler Eğitim ve Dayanışma Vakıfı) gerçekleşen iftara Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehdi Eker, İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Vakıflar Genel Meclisi Müdürü Adnan Ertem, Vakıflar Meclisi Azınlık Vakıfları Temsilcisi Toros Alcan, Ekümenik Patrik Barthalomeos, Türkiye Ermenileri Değabahı (Patrik Kaymakamı) Karekin Bekçiyan, Türkiye Ermeni Katolikleri Dini Önderi Kerabaydzar Levon Zekiyan, Musevi cemaati Ruhani Lideri İsak Haleva, Süryani Kadim Kilisesi Patrik Vekili Metropolit Yusuf Çetin, Ankara, İstanbul, İzmir, Süryani Kadim cemaati Ruhani Lideri ve Patrik Vekili’nin yanı sıra bir çok hayırsever ve davetli katıldı. İftarda yemeğinde azınlık toplumlarının temsilcileri kürsüden yaptıkları konuşmalarla sorunlarını Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak’a ilk elden iletme imkanı buldular. İftar yemeğinde açılış konuşmasını Süryani toplunun önde gelen isimlerinden Sait Süsin yaptı. Süryani toplunun sorunlarına dikkat çeken Süsin şunları söyledi:.


Süryanilerin eğitim sorunu

“Yıllarca yasalara aykırı olmasına rağmen çıkarılan yönetmeliklerle Süryanilerin ana dillerinde eğitim veren okulların açılmasına izin verilmemiş, 1928 yılında son Süryani okulu kapatıldıktan sonra bir daha başka okul açılamamıştır. Okul açmak bir yana, 1980’lerde köylerden gelip Mardin’de Manastır’da kalan yoksul Süryani çocukları Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda eğitimlerini sürdürdükleri halde çocuklara okul dışında manastırda Süryani dili ve Süryanice ilahiler öğretildiği için manastır kapatılma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. 2013 yılında okul açılmasını engelleyen yönetmeliğin değiştirilmesi için açtığımız dava Milli Eğitim Bakanlığımızın da gösterdiği irade ile kısa zamanda sonuçlanmış ve 85 yıl sonra öğrenci almaya başlamıştır. Anaokulu ile yola çıktık ama dilimizi çocuklarımıza öğretebilmemiz için mutlaka ilk ve ortaokulumuzu da açmak zorundayız. Bütün azınlık okulları yıllardır kendi binalarında eğitim verdikleri halde maddi sıkıntı içindedirler. Bizim mülkü vakfımıza ait okul binamız olmadığı için hem anaokulumuzu yaşatmamız hem ilkokul ve ortaokulumuzu açmamız için devletimizin mutlak desteğine ihtiyacımız vardır. Alacağımız bu destekle antik Süryani dili ve kültürü varlığını sürdürebilecektir.”

Güneydoğu’daki kilise ve ve manastırlar

Süsin sözlerini şöyle sürdürdü:”Güneydoğu’da birçok kilise ve manastırımız bakımsızlıktan yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Mardin’in köylerinden çıkıp yurtdışına yerleşen ailelerimizin tapulu arazileri işgal altındadır, yapılan girişimlerin çoğu sonuçsuz kalmıştır, bu girişimin sonuçlanabilmesi ve arazilere sahip çıkılabilmesi için bölgedeki kolluk kuvvetlerinin desteğine ihtiyacımız vardır.”

Süsin Agos’un manşetine taşıdığı, el konan Süryani kilise ve manastırlarına da değindi: “Mardin İli Büyükşehir statüsüne girdikten sonra köy tüzel kişiliğinde bulunan kilise ve manastırlar hazine adına tescil edilmiştir, daha kötüsü hazine bu kiliseleri Diyanet Başkanlığına tahsis etmiştir, bir tarafta daha önce hazine adına tescillenen yerlerin iadesi yapılırken diğer taraftan hazine adına yeniden tesciller yapılmaktadır, bu duruma bir çözüm bulunması ve kiliselerin ait oldukları vakfın adına tescil edilmesi gerekmektedir.”

İstanbul kilisesi yarım kaldı

Süsin İstanbul’da kilise kurma çalışmaların da açılan dava yüzünden ilerlemediğine dikkat çekti: “İstanbul'da Süryani Kilisesi yapılma çalışmaları 6-7 yıl önce dönemin Başbakanı Sayın Cumhurbaşkanımızın, Büyük Şehir Belediye Başkanımıza verdiği talimatla başlamış, belediye çok kısa zamanda şehir planlarında Metruk İtalyan Mezarlığı olarak görünen ve 1951 yılında İstanbul Belediyesinin mülkiyetine geçen araziyi ibadet yeri ve mezarlık alanı olarak değiştirmiş, mezarlıktaki gömü yapılmamış boş alana kilise yapılması için onay vermiştir. Anıtlar Kurulunda 3 yıl süren çalışma sonunda resmi kurumlardan alınması gereken bütün izinler tamamlanmıştı. Bütün resmi izinler alınmış olmasına rağmen bugün İstanbul Büyükşehir Belediyesi aleyhine tapu iptal davası açılmış ve mahkemeden dava sonuçlanana kadar her türlü imar ve inşaat faaliyetinin durdurulması istenmiştir. Bu nedenle iki yıla yakın zamandır tüm çalışmalar mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdadır. Karşılaştığımız her Bakan her Belediye Başkanı bize kilisenin inşasının ne durumda olduğunu soruyor. Ne yazık ki şimdiye kadar yapılan girişimler sonuçsuz kalmıştır, tapu iptal davası daha ne kadar sürecek bilemiyoruz, trajik bir durum ama yeni kilise yapılması Müslüman Hıristiyan bütün kardeşlerimizin gayretlerine rağmen henüz bir sonuca ulaşılamamıştır.”

Süsin azınlıkların hala devlet memuru olamadıklarına da dikkat çekti: “Ülkemizden batılı ülkelere giden Müslüman Hıristiyan ikinci, üçüncü nesilden gençlerimiz bulundukları ülkenin bütün kamu kurumlarında bakan, polis, subay olabilirken, aynı şekilde komşularımız Suriye, Irak'ta daha önceleri Osmanlılarda farklı inanç sahipleri bütün resmi kurumların her kademesinde görev alabilirken, binlerce yıldır bu topraklarda yaşayan bizlerin vali, kaymakam, subay veya polis olamıyor olması ülkemiz için büyük bir eksikliktir, bu eksikliğin giderilmesi bize göre ülkemizin saygınlığını arttıracaktır.”

Yapılamayan vakıf seçimleri

Süsin’in ardından söz alan Vakıflar Genel Meclisi üyesi, Azınlık (Cemaat) Vakıfları Temsilcisi Toros Alcan da son dönemde atılan olumlu adımlara rağmen yeni vakıf seçimleri yönetmeliğinin hala çıkmadığına dikkat çekti ve ülkedeki genel nefret söyleminden şikayet etti. Alcan şunları söyledi:

“27 Şubat 2008 tarihinde yürürlüğe giren Azınlık (Cemaat) Vakıfları seçim yönetmeliği, 19 Ocak 2013’te eski yönetmelikten kaynaklanan sorunları iyileştirmek amacıyla iptal edildi. Geçen 4,5 yıllık süreç içerisinde yeni yönetmelik bir türlü çıkartılamadı. Bizler sorumlu vatandaşlar olarak bu zaman diliminde ülkemizin karşılaştığı sorunların bilincindeyiz. Bu nedenle de sabırla bekledik. Fakat artık durum dayanılamaz seviyeye gelmiştir.”

“Bu zaman dilimi içerisinde ülkemizde üç seçim iki referandum yapılabilmiştir. ‘Devlette devamlılık vardır’ şiarına uygun bir şekilde artık seçim yönetmenliğinin de çıkartılması elzemdir. Bizler dini, hayri, eğitim işlerini ve varlıklarını vakıflar aracılığıyla sürdüren toplumlarız. Bu nedenle seçim yapamamamız bizlere büyük zarar vermektedir. Bu nedenle, gereğinin hızla yapılacağına inanıyoruz.

Biz azınlık cemaatleri için çok önemli bir konu da nefret söylemidir.

Özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrası milletçe bütünleşerek bu ve benzeri hain yapılaşmalara karşı, geleceğin hedeflerine yönelik yeniden Türkiyemizle yarınlara yol alırken maalesef nefret söylemleri ve iftiralar özellikle bizlerin üzerinden yapılmaktadır.”

Alcan ülkede Müslüman olmayanlara yönelik nefret söylemi için önlem alınmasını da istedi: “Son bir yılda üretilen nefret söylemi araştırmalarının başında Ermeniler, Yahudiler, Hristiyanlar, Rumlar, gayrimüslimler yer almaktadırlar. Nefret söyleminin her şeklini, türünü en açık şekilde reddetmekle birlikte toplumlarımızın üzerinden yapılan söylemler her zaman bir günah keçisi yaratmanın en kolay ve geçerli yöntemi haline gelmiştir.

Bu konuda yapılan suç duyurularında hukuk sistemimiz yetersiz kalırken maalesef daha geçen hafta bu söylemlere karşı teminatımız olması gereken bir başsavcımızın Fetö terör örgütünü tam bir Yahudi örgütlenmesine benzetmesi hukuk sistemimize olan güvenimizi derinden sarsmıştır.

Bu konuda da devletimizden söylemlerin ötesine geçen kalıcı tedbirleri almasını acilen bekliyoruz, istiyoruz.”

Süsin ve Alcan’ın konuşmalarını ardından söz alan Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak söz konusu sorunlarla ilgili gerekli çalışmaların yapılacağını kaydetti. İftar yemeği üç din ve dilde yapılan duaların ardından son buldu.


Bu haber Ag.....s kaynağından gelmektedir.
www.bolsohays.com un görüşünü yansıtmaz.

Anket Tüm Anketler

+