​Grossman’ın Kaleminden Kanla Acının Yakınlaştırdığı İki Halk: Ermeniler ve Yahudiler - Gündem
23 Ekim 2018 - Հակական տոմար - Տարի : 4511 / Ամիս : Սահմի / Օր : Ծմակ / Ժամ : Լուսակն

Gündem :

21 Mart 2018  

​Grossman’ın Kaleminden Kanla Acının Yakınlaştırdığı İki Halk: Ermeniler ve Yahudiler

​Grossman’ın Kaleminden Kanla Acının Yakınlaştırdığı İki Halk: Ermeniler ve Yahudiler ​Grossman’ın Kaleminden Kanla Acının Yakınlaştırdığı İki Halk: Ermeniler ve Yahudiler
Vasili Grossman’ın “Taşlar Ülkesine Yolculuk” kitabında Yahudiler ve Ermeniler kanla acının yakınlaştırdığı iki halk olarak anılıyor. Yazar kendini “inanmayan biri” olarak tanımlasa da, Holokost’un kendisinde açtığı iz Yaratıcı’ya olan çağrısında ortaya çıkıyor.

Vasili Grossman, Yulva Muhurcişi tarafından Türkçeye çevrilen ve Aras Yayıncılık tarafından basılan “Taşlar Ülkesine Yolculuk” kitabında Holokost’un etkileri de görülüyor.

Kendisini “Tanrı’ya inanmayan biri” olarak tanımlayan Grossman, “Eichmann’ın ruhunu ya da Verkhoyansk’ın eksi altmış derece soğuğunu yaratanlar yazarlar, şairler ya da besteciler değildir” dedikten sonra Yaratıcı’ya sesleniyordu, Holokost’ta yaşananlar üzerinden: “Bu ilahi alaycıya şu soruyu sorma hakkımız bulunuyor: “İnsanlık kimin imgesi ve suretinde yaratıldı? Hitler ve Himmler kimin suretinde yaratıldı?” Eichmann’a ruhunu insanlar vermedi. İnsanlar onun için sadece Obersturmbannführer üniforması dikti. Ve kendi çıplaklıklarını general ya da polis şefi üniformalarıyla, cellatların ipek gömlekleriyle gizleyen birçok Tanrı yaratısı bulunmakta.”

Milliyetçilik meselesinin, milliyetçi nefret ve milliyetçi kibir meselesinin Hitler’den sonra daha da büyük bir önem arz ettiğini söyleyen Vasili Grossman’ı en çok etkileyense Ermenistan’da katıldığı bir düğün sonrasında gittikleri köy kahvesindeki konuşmalar olacaktı.

Eskimiş asker ceketli, sıska ve saçları ağarmış bir köylü Grossman’a sesleniyordu. Ermenice sözleri çevirense yazarın arkadaşıydı. Konu Yahudilerdi. Holokost döneminde yaşadıkları üzerinde konuşuyordu: “Savaşta esir düşmüş ve Yahudi esirlerin onlardan ayrı bir yere götürüldüğünü görmüş. Yahudi yoldaşlarının hepsi öldürülmüş. Auschwitz’in gaz odalarında ölen Yahudi kadın ve çocuklara karşı beslediği şefkat ve sevgiden bahsediyordu. Ermenileri betimlediğim savaş makalelerimi okumuş ve Ermeniler hakkında yazan biri olarak benim de büyük acılar çekmiş bir halktan gelmem üzerine düşünmüş. Yakın zamanda, çilekeş Ermeni halkının içinden Yahudiler hakkında yazacak birisinin çıkmasını umuyordu. Votka dolu kadehini bu dileğe kaldırdı. Kadın erkek herkes ayağa kalktı. Güçlü alkış tufanı, Ermeni köylülerinin Yahudi halkına beslediği şefkati doğrulamış oldu.”

Grossman, yaşlıların ve gençlerin kendisine hitap etmek üzere ayağa kalktıklarını, hepsinin Yahudiler ve Ermenilerden, kanla acının onları nasıl yakınlaştırdığından söz ettiklerini aktarıyordu. Herkes, Yahudilerden, onların zekası ve çalışma aşkından saygı ve hayranlıkla söz ederken özellikle yaşlılar, Yahudilerin büyük bir halk olduğunu inançla defalarca dile getiriyordu.

Vasili Grossman için bu an özeldi. Hem sıradan Rusların, hem de Rus entelektüellerinin Nazi işgali sırasında Yahudilerin başına gelen felaketleri esefle anlattığına çok kez tanık olmasına rağmen. Çünkü aynı zamanda bazen Kara Bölükler’in de nefretiyle karşılaşıyor, bu nefreti ruhunda ve teninde hissediyordu. Sadece Yahudi pogromları yapan bu monarşist, aşırı milliyetçi, şovenist, sosyalist devrim karşıtı ve antisemit örgüt değildi antisemit saldırılarda bulunanlar. Grossman, Hitler tarafından işkence edilen ve öldürülen Yahudi halkına yönelik kara sözleri otobüslerdeki sarhoşlardan, sıra bekleyen, restoranlarda yemek yiyen insanlardan da duymuştu. Bu nedenle Ermenistan’ın bu köyünde işittikleri kendisini o kadar etkiliyordu ki hislerini şöyle aktaracaktı:

“Hiçbir zaman kimsenin önünde yerlere kadar eğilmedim, asla kimsenin karşısında diz çökmedim. Ancak şimdi, bir dağ köyündeki bir düğün sırasında, faşist Hitler döneminde Yahudi halkının çektiği acılar ve Alman faşistlerin Yahudi kadınları ve çocukları katlettikleri ölüm kampları hakkında hep birlikte konuşan bu Ermeni köylülerin önünde yerlere kadar eğiliyorum. Ve bu sözleri ciddiyetle, sessizce, kederle dinleyen kim varsa önünde eğiliyorum. Yüzleri ve gözleri bana çok şey anlatıyor. Çamur havuzlarında, gaz odalarında veya toprakla kapatılan çukurlarda ölenler hakkında söyledikleri sözlerin şerefine ve yüzlerine karşı nefretle “Hitler’in hepinizin kökünü kurutamaması çok yazık” diyen günümüz milliyetçilerinin arasında yaşayanlar namına onların önünde eğiliyorum. Bu köy kahvesinde duyduğum konuşmaları ömrümün sonuna kadar unutmayacağım.”

Serdar Korucu


Bu haber av.....m kaynağından gelmektedir.
www.bolsohays.com un görüşünü yansıtmaz.

Anket Tüm Anketler

+