Grammy ödüllü Ermeni söz yazarı ve prodüktör Micheal Omartyan’ın portresi - Gündem
14 Kasım 2018 - Հակական տոմար - Տարի : 4511 / Ամիս : Տրե / Օր : Վանատուր / Ժամ : Առաւօտ

Gündem :

16 Haziran 2018  

Grammy ödüllü Ermeni söz yazarı ve prodüktör Micheal Omartyan’ın portresi

Grammy ödüllü Ermeni söz yazarı ve prodüktör Micheal Omartyan’ın portresi Grammy ödüllü Ermeni söz yazarı ve prodüktör Micheal Omartyan’ın portresi
1915’ten bugüne uzanan Ermeni portrelerinde bu hafta Micheal Omartyan var. Hikayesi Anadolu’dan ABD’ye uzanan Omartyan, 40 yıldır müzik sektöründe bulunan bir şarkıcı, söz yazarı ve müziğe damga vurmuş isimlerle çalışmış olan bir prodüktör. Dört yaşında akordeonla başladığı müzik hayatında Grammy ödülleri de kazanan Omartyan, büyükannesinin Ermeni Soykırımı’ndan nasıl kurtulduğunu tam olarak bilmediğini belirterek “Yaşananları onaylamayan Türk Müslümanlar olduğunu ve büyükannemin Türkiye’den ayrılmasında onların yardımı olduğunu düşünüyorum” diyor.

Illinois doğumlu şarkıcı, söz yazarı ve prodüktör Micheal Omartyan 40 yıla yakın süredir müzik endüstrisinin öne çıkan isimlerinin arasında yer alıyor. Aralarında “Yılın Klavyecisi” ve “Yılın Prodüktörü” de olmak üzere birçok kez Grammy ödülü kazanan Omartyan, 1970’lerden 1990’lara kadar geçen sürede her on yılda bir birinci sıraya yerleşen kayıtlar yapmasıyla müzik tarihinde önemli bir yere sahip.

Micheal Omartyan 1993 yılından beri Nashville’de yaşıyor. Belmont Üniversitesi’ndeki Müzik İşletmeciliği alanında ilk yüksek lisans programı yapılmasına yardımcı olmasının yanı sıra Seslendirme Akademisi Yönetim Kurulu’nda yer almaktadır. Omartyan aynı zamanda Clint Black, Michael Bolton, Dolly Parton, Debby Boone, Christopher Cross, Whitney Houston, Rod Stewart, Roberta Flack ve Trisha Yearwood gibi sanatçıların albümlerini hazırlamıştır. 1980’de yine Micheal tarafından hazırlanan ve Christopher Cross’un kendi ismini verdiği albümü, Grammy Ödülleri’nde 10 dalda aday gösterilmiş, üç dalda ödüle layık görülmüştür.

Micheal temelde Hıristiyan müziğine odaklanmış olmasına rağmen diğer müzik alanlarında da etkisi muazzamdır: 1985 yılında Micheal Jackson ve Lionel Richie’nin Afrika için yazdığı ve birçok ünlünün birlikte seslendirdiği “We are the World”ün aranjörlüğünü yapmanın yanı sıra parçanın klavyeciliğini de yapmıştır.

Micheal, 1991 yılında Amy Grant’in “Heart In Motion” isimli albümüyle Grammy Ödülleri’nde “Yılın Albümü” kategorisinde aday gösterilir. Bunu 1995 yılında Vince Gille’ın “When Love Finds You” parçası ve Garry Chapman’ın “The Light İnside” albümüyle “Yılın Country Şarkısı” ve “Yılın Gospel Müzik Albümü”* kategorilerinde aday gösterilmesi takip eder. Yine 1994’te Micheal’in “Atlanta Reel” adlı eseri Atlanta Olimpik Oyunları’ndaki yüzme etkinliklerinde tema parçası olarak kullanılır.

Micheal’ın ödül alan diğer çalışmaları da vardır. Animasyon filmi “The Prince of Egypt”ta kullanılan Amy Grant’in söylediği “Rivar Lullaby” adlı şarkısı, Deane Carter’ın “Anatastasia” filminde kullanılan “Once Upon a September” adlı parçası, Donna Summer’ın “She Works Hard For Her Money” adlı şarkısı ve Chriptopher Cross tarafından söylenen ve ismini filmin adından alan “Arthur” adlı parça “Yılın En İyi Şarkısı” kategorisini kazanmıştır.


Müzik kulağı

Micheal’ın müzik hissi çok erken yaşlarda olgunlaşır. Micheal henüz üç yaşındayken, annesi onun evin içinde mobilyalara vurarak ve mırıldanarak sesler çıkardığını fark eder. Ailesi Micheal’ın müzik eğitimi alması kararını verene kadar teyzesi Rose, evindeki piyanonun başına geçer ve ona saatlerce eski şarkılar çalar.

Babası akordeon sevdiğinden Micheal’ın okulda piyano ve bateri çalmayı öğrenmeden önce dört yaşında üzerinde nota öğrenmeye başladığı ilk enstrüman akordeon olur.

Micheal kısa süre içerisinde kendisini boş zamanlarında orkestra ekibi için çok sayıda beste yaparken bulur. “Illinois Yılın Vurmalı Çalgı Sanatçısı” ödülünü alması Micheal’ı Chicago Senfoni Orkestrası Yaz Programı’nda çalmasına vesile olur. Oscar Peterson, Art Tatum, Count Basie, Dizzy Gillespie and Buddy Rich gibi çoğunlukla caz sanatçıları onun etkilendiği ilk sanatçılar olurken bunu 60’larda yükselen İngiliz müziği takip eder.

“19 yaşımdayken The Beatles hayatımı çok etkiledi” diyen Micheal, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Bu, bana pop müzik dünyasının kapılarını açmıştı… Bütün detaylarıyla incelediğim parçaların Los Angeles, New York, Nashville ve İngiltere’nin farklı bölgelerinde yapıldığını fark ettim… Chicago’da ticari amaçlı kayıt çok az yapıldığından, 20 yaşındayken biriktirdiğim 2.000 dolarla hiçbir beklenti olmaksızın gençliğin verdiği idealist heyecanla Los Angeles’a gittim.”

Eğlence sektöründekilerin tersine mütevazi ve maneviyata önem veren bir kişiliğe sahip olan Micheal, olağanüstü başarısını sürpriz olarak karşılıyor:

“Tüm bunlar asla beklemediğim türden bir nimet. En başından beri her şeye açık olarak kıdemli müzisyen ve yapımcılar tarafından mütevazı olmayı, başlamak için hiçbir çıkar olmadan çalışmayı istemeyi ve işbirliği yapmayı öğrendim. Her bir deneyim öğrenmek için fırsattı… Sonra ABC Dunhill Records’tan Steve Barri, 1974 yılında şansını deneyerek beni A&R departmanında işe aldı. Beni yapımcı ekibine alan Barri’nin başarımda çok önemli bir yeri vardır ve sunduğu fırsatlar için ona minnettarım. Onunla sürekli stüdyodaydık ve kayıt yapıyorduk.”


Büyük, Ermeni bir aile

Micheal, Evanston’da büyürken Chicago’da büyük bir Ermeni topluluğu vardır. Micheal; teyzeleri, amcaları, Annette ve Linda adındaki iki kız kardeşi, kuzenleri, Ermeni Ortodoks Kilisesi ve yaz aylarında gidilen piknikler ve toplanmalar sayesinde ailesine ve kökenlerine bağlı kalır. “Kültür benim için her yerdeydi” diye hatırlıyor Omartyan.

Akrabalarıyla Ermenice, arkadaşlarıyla ise İngilizce konuşan Micheal, Amerika’da büyüyen birçok kişi gibi dilini unutur.

“Şimdi çok az Ermenice anlıyorum ancak cümle kuramıyorum” diyor Micheal üzülerek. Micheal’ın büyükannesi Caironi Keşişyan 1915 Ermeni Soykırımı’ndan kurtulan kişilerden biridir. O dönem eşi ve iki kızıyla birlikte Türkiye’de yaşar. Ancak Eşi, ilk tehcir başladığında kaçınılmaz olan ölümden kurtulmak için aileyi terk ederek kaçar ve Micheal’in büyükannesini geride bırakır. Micheal büyükannesini, tanrı korkusu olan ve düzenli olarak ilahi söyleyen ve İncil okuyan bir kadın olarak tanımlıyor.

Micheal, büyükannesinin 1915 olayları hakkında kendisiyle hiç konuşmamasına rağmen Osmanlıların ailenin diğer üyelerinden Caironi’nin en büyük kızını öldürdüğünü biliyor. Carioni’nin en küçük kızı Rose ise battaniyelerle örtülü bir çuvalın içinde saklanarak kurtulur.


Micheal, şöyle diyor:

“Büyükannemin nasıl kurtulduğunu bilmiyor olmama rağmen yaşananları onaylamayan Türk Müslümanlar olduğunu ve büyükannemin Türkiye’den ayrılmasında onların yardımı olduğunu düşünüyorum.”

Caironi ve Rose hiç de kolay olmayan bir yolculuğa çıkar ve ABD’deki Ellis Adası’na gelir.

Gemide yaşanan “pembe göz” (ya da ona benzer bir enfeksiyon) salgını nedeniyle Ellis Adası yetkilileri geminin Avrupa’ya yeniden dönmesini ister. Ancak Cairona’yı karşılamaya gelen bir akrabası, gemiyi kıyıda tutan zincirlere tırmanır, iki mültecinin (Carioni ve Rose) serbest bırakılması için yetkilileri ikna eder (İşin içerisinde para olup olmadığı ise kimse tarafından bilinmez).

Sonrasında Caironi ve Rose Evanston’a geçer ve Caironi burada yeniden evlenir, Micheal’in annesi Sophie ve dayısı Richard’ı dünyaya getirir.

Micheal’ın Caironi’ye dair anıları sevgi dolu: “Cumartesi günleri onu ziyarete gittiğimizde hemen mutfağa gider, leziz bir şiş kebap ve pirinç pilavı yapıverirdi. Yoğurt yapışını hala hatırlıyorum. Ayrıca en iyi lahmacunu o yapardı.”

Ciaroni hayatı boyunca yedi kez kalp krizi geçirir, her birini atlatmayı başarır. “Yaşama arzusu ve bize duyduğu sevgi gerçekten çok güçlüydü” diyor Micheal şaşkınlıkla.


Yeniden doğuş

Micheal, bir Hıristiyan olarak yeniden doğmuştur ve dinini, ana akım müzik işletmeciliğindeki kurtlar sofrasından bir süreliğine uzaklaşarak verdiği bir ara olarak görmektedir. “İnancımı çok ciddiye alıyorum. Seküler müzik yaptığım dönem, Hıristiyan sanatçılarla çalışarak zaman geçirmek de benim için doğaldı. Onlarla çalışmayı; insanların aşırı rekabet etmediği, daha yüksek bir amaca hizmet etmediği ve nefes alabildiğim bir alan olarak görüyordum” diyor Micheal.

Micheal’in müzik dışında bir tutkusu daha var: Trenler. “Evimizdeki bir odada tren yolu modeli inşa etmiştim. Fakat hiçbir zaman bitmedi ve bu yüzden hala aklımda ve üzerinde düzenli olarak çalışmam için motive ediyor” diyor Micheal gülerek.

Micheal, başarılı bir yazar olan eşi Stormie ile birlikte Nashville’de yaşıyor. Christopher ve Amanda adında çocukları var.

“Christopher ve eşi Paige, bana ve Stormie’ye çok güzel iki kız torun verdiler: 21 aylık Scarlet ve beş aylık Juliette. Kızım da evli ve Dallas’ın batısında yaşıyor ve eşiyle birlikte sağlık alanında çalışıyor” diye söylüyor gururla ve ekliyor: “Onlar bize torun vermediler… Henüz!”




Görüşmeyi yapan: Christopher Atamiyan
Çeviri: Lokman Sazan



Bu haber ga.....a kaynağından gelmektedir.
www.bolsohays.com un görüşünü yansıtmaz.

Anket Tüm Anketler

+