​Türkler, Ermeniler ve Malazgirt... - Gündem
21 Eylül 2018 - Հակական տոմար - Տարի : 4511 / Ամիս : Հոռի / Օր : Գրգոռ / Ժամ : Մթացեալ

Gündem :

28 Ağustos 2018  

​Türkler, Ermeniler ve Malazgirt...

​Türkler, Ermeniler ve Malazgirt... ​Türkler, Ermeniler ve Malazgirt...
Türkiye Katolik Ermenileri Ruhani Önderi Başepiskopos Levon Zekiyan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a başkan seçilmesi nedeniyle gönderdiği tebrikte, tarihte Türk-Ermeni ilişkileri bağlamında “gönül fethi” dediği üç örnekten bahsediyordu. İlki Selçuklu Hükümdarı Melikşah ile ilgiliydi. Aynen aktarıyorum:

“İlk örneğim, döneminin en mühim Ermeni tarihçilerinden Urfalı Mateos’un Melikşah hakkında adeta bir methiye olan tanıklığıdır. Tarihçinin Sultan’a beslediği sempatinin temel nedeni, onun Ani’de [Kars yakınları]oturan vekil [Başpatrik] Gatoğigos Parseğ’e gösterdiği hüsnüniyettir. Nitekim vekil Gatoğigos Parseğ, bizzat Sultan’in huzuruna çıkmaya cesaret edip halkı ve kilisesi için adalet ve güvenlik ricasında bulunur. Melikşah, vekil Gatoğigos’u büyük onurlarla taltif edip tüm ricalarını kabul eder. Mateos, Sultan’ı överek onun adil, alicenap, Hıristiyanlara karşı şefkatle dolu olduğunu, kiliseleri manastırları ve ruhanileri vergiden muaf tuttuğunu söyler. Hatta onun bütün tebaası için gerçek bir baba olduğunu ifade eder.”

Türklerle Ermenilerin bin yılı aşan komşulukları, öncesi olmakla birlikte Malazgirt ile başlar. Malazgirt Savaşı’nda, Bizans ordusunda yer alan Ermeniler Türklerle savaşmak istemez ve Bizans’ı terk ederler. Bunun en önemli nedeni, Bizans’ın Ermenilere göstermiş olduğu adaletsizlik ve şiddettir. Romen Diyojen, Ermenilerin Doğu Ortodoks mezhebini yok etmek ve onları kendilerine bağlamak istemektedir. Çok daha önce, 451 yılında kendilerini Zerdüşt inancına geçmeye zorlayan Perslilerle yapılan savaş öncesinde de Bizans, Ermenilerin yardım teklifini geri çevirmiş, kilislerini lağvederek kendi patrikliğine dahil olmalarını şart koşmuştu. Ermeniler uzun yıllardır bu manada Bizans ile ciddi husumet içindeydi.

Bizans’ın yenilmesi ve Selçukluların Batı’ya doğru yönelmesiyle, Ermeniler güneyde rahat bir dönem geçirmişlerdi. Osman Gazi’nin de Ermenileri başkenti Bursa’ya getirttiği ve burada bir ruhani önderlik kurulmasına izin verdiği bilinir. İşte Fatih Sultan Mehmet, o önderliği fetihten sonra İstanbul’a taşımış ve bir ferman ile patriklik derecesine yükseltmiştir. (1461.) İlk Patrik Hovagim, Fatih Sultan Mehmet’in yakın arkadaşıydı aynı zamanda.

Hasılı, Türkler ve Ermeniler, ayrı din ve ırklardan olmalarına rağmen, ortak bir uygarlık dairesinde, o uygarlığı yücelterek, çoğunluk barış içinde yaşamayı becerebilmiş iki halktır.Ermeniler Osmanlı’da tarihlerinin en rahat dönemini yaşamışlardır. Millet-i Sadıka unvanını almaları, ülkelerine olan katkı ve liyakatları nedeniyledir. Hrant Dink de aynı şeyi söylüyordu. Birlikte yaşama pratiği ve kültürü Avrupalılarda yeni ve kısıtlıdır. Ama Anadolu bunu yüzyıllar boyunca başarmıştır. Burada ırksal bir üstünlüğü Türkler ve Ermenilere atfederek hamaset yapma niyetinde değilim. Sadece tarihe daha soğukkanlı baktığımızda, içimizi ferahlatacak çok fazla şeyin de olduğunu hatırlatmak istedim.



Bu haber ha.....m kaynağından gelmektedir.
www.bolsohays.com un görüşünü yansıtmaz.

Anket Tüm Anketler

+