​Yine Ermeni açılımı mı - Gündem
15 Kasım 2018 - Հակական տոմար - Տարի : 4511 / Ամիս : Տրե / Օր : Արամազդ / Ժամ : Աղջամուղջ

Gündem :

10 Eylül 2018  

​Yine Ermeni açılımı mı

​Yine Ermeni açılımı mı ​Yine Ermeni açılımı mı
“Soykırım” iftirasının ABD Senatosu'nun gündeminde olduğu bir sırada gerçekleştirilen açılış törenine, dünyanın dört bir yanındaki Ermeni ruhani liderleri davet edildi.

İktidarın ABD ve AB ile omuz omuza olduğu, “FETÖ'cüler, liberaller ve 2. Cumhuriyetçilerin” at koşturduğu yıllarda “PKK açılımı”nın yanısıra bir açılım daha yapıldı.

Ermenistan, sınırlarımızı tanımadığı, Doğu'daki birçok ilimizi kendi toprağı saydığı, Ağrı Dağı'nı sembol olarak kullandığı ve dünya çapında “soykırım” iftirasının tanınması için çalıştığı halde içeride, dışarıda; “Ermeni soykırımı tanınsın. Ermenilerden özür dilensin. Türklüğü hakareti engelleyen TCK'nın 301'inci maddesi değişsin. Yerleşim yerlerine eski adları verilsin. Tarih kitaplarındaki olumsuz ifadeler silinsin” vs. kampanyaları eşliğinde başlatılan bu açılımın hedefi, “Ezberleri bozup, Ermeni sorununu” çözmekti.

Bu kapsamda atılan adımlardan birisi de 1. Dünya Savaşı sırasında Ermenilerin Türklere yönelik katliamlar ve kadınların tecavüze uğramamak için göle atlayarak intihar etmesinden dolayı tarihimizde “Tecavüz adası” olarak bilinen Van'daki Akdamar Kilisesi'nin tam 3 milyon lira harcanarak onarılıp, Mart 2007'de “Anıt müze” olarak açılmasıydı.

“Soykırım” iftirasının ABD Senatosu'nun gündeminde olduğu bir sırada gerçekleştirilen açılış törenine, dünyanın dört bir yanındaki Ermeni ruhani liderleri davet edildi. O günlerde törene dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılacağı öne sürüldü. Ancak Başbakanlık kaynakları, bunu yalanladı. Dışişleri Bakanlığı kaynakları ise Akdamar Kilisesi'nin açılışının, “Siyasi değil, kültürel” olduğunu vurguladı.

Kilisenin açılışını, 2010 yılında burada 95 yıl sonra ilk kez ayine izin verilmesi adımı izledi. Bu “tarihi ayini” yönetmek üzere Akdamar'a giden Türkiye Ermenileri Patrik Vekili Aram Ateşyan, “Ermeni tarihi için önemli olan kilise, siyasi açıdan da büyük anlam taşıyor” dedi.

Bu arada bir de haç sorunu çıktı. Ermeni Patrikliği, Akdamar Kilisesi'ne 2 metre yüksekliğinde, 110 kilo ağırlığındaki bir haçın takılmasını istiyordu. Ülke içindeki tepkilerden dolayı ilk önce bu haç takılmadı, bu yüzden bazı Ermeniler ayini protesto etti. Ancak 1 ay sonra İstanbul'dan özel uçakla getirtilen o haç, Ermeni din adamları tarafından kutsanıp, kubbeye takıldı.

Netice-i kelâm; Bu açılışla, “Türkiye ve Ermenistan arasındaki ilişkiler açısından olumlu bir adım atıldığı” anlatıldı.

ANADOLU NASIL ŞENLENECEK?

Bilindiği gibi İstanbul Ermeni Patriği ve Türkiye Ermenileri Ruhani Başkanı Mesrob Mutafyan 2009'dan beri hasta olduğu için yerine Başpiskopos Aram Ateşyan vekalet ediyor.

2016 yılında yeni patrik seçiminin süreci başladı, hatta Ateşyan 2017'de istifasını verdi, ancak iktidar, seçimleri iptal etti. Bu konuda Ermeni cemaatinde rahatsızlık ve tartışmalar yaşandığını, iktidarla çok iyi ilişkileri olan Ateşyan'ın da görevini sürdürdüğünü belirtmekle yetinip, 2010'daki ayine dönelim.

O günlerde medyaya, Ateşyan'ın “Müslüman” bilinen yeğenlerinin, nüfus cüzdanlarına Hıristiyan yazdırdıkları şeklinde bir haber yansıdı. Akdamar'daki ayini yönetmek için Van'a gidip, dayılarını ziyaret eden bu yeğenler gibi, baskı ve korkuyla dinlerini, isimlerini değiştirmiş birçok kişinin yıllardır “Müslüman Kürt” olarak bilindiği, oysa onların yıllarca “Gizli” Ermeni olarak yaşamlarını sürdürmek zorunda kaldığı, nüfus cüzdanlarında “Müslüman”, kalplerinde “Hıristiyan” yazdığı, son 1 yıldır ise ana dinlerine ve kimliklerine dönmeye başladığı anlatıldı.

Ateşyan da şu açıklamayı yaptı:

“Anadolu'da birçok Ermeni, Ermeni olduğunu söylemeye cesaret edemiyor. Ya komşusundan çekiniyor ya da çalışacağı yerden kovulacağından korkuyor. Oysa, ülkemiz demokratikleştikçe, insan hakları kökleştikçe binlercesi dinine geri dönecektir. Bugün bile Türkiye’nin dört bir yanından, Tunceli’den, Trabzon’dan, Kastamonu’dan gençler aile kökenlerini araştırmak için bize geliyor. Bu korkular ortadan kalksa, Anadolu çok renklenecek, şenlenecek. Birden bire görecekler ki, binlerce Ermeni varmış yanlarında, haberleri yokmuş.”

“TÜRKİYE'DE 100 BİNİN ÜZERİNDE GİZLİ ERMENİ VAR”

Ateşyan, bu iddiasını 2013 yılında daha da detaylandırdı. “FETÖ”nün kanalı Bugün TV'de Erkan Tufam'ın programına çıkan Ateşyan, özetle şunları anlattı:

“Türkiye'de 100 binin üstünde gizli Ermeni var. Geçen sene Paskalya'yı İstanbul da kutladıktan bir hafta sonra Diyarbakır da ayin yaptım, yaklaşık 400 kişi geldi. Bunun 200'ü saf Müslüman kardeşler, 200'ü Ermeni kökenli.”

“Kilisemiz gizlice vaftizi yasaklar. Kimlikte İslâm yazdığı sürece ben onları vaztif yapamam. Kimliğinde ne yazacak, hem Hıristiyan, hem İslâm mı?”

“Gizli Ermeniler şartlar öyle gerektirdiği için kendini daha koyu bir Müslüman olarak göstermek zorunda kalıyor. Camiye de gitmiyorlar belki, ama kiliseye de gelmiyorlar. Hem camiden hem kiliseden oluyor. Bunlar kendi aralarında evlilik yapıyorlar, dönmelerden yapıyorlar. Bakıyorlar kim köklü Ermeni gidiyor oradan kız alıyorlar.”

“Tunceli'nin yüzde 90'ı belki dönme Ermeni'dir. Neden derseniz, 30 yaşlarında bir çocuk geldi bana ve 'Benim köküm Ermeni, ben dönmek istiyorum' dedi. Ben de ispatla dedim ispatlayamadı, kabul etmedim. Ama inatla gitti geldi, vazgeçmedi gitti geldi rahatsız etti beni, daha sonra babası aradı, 'Beyefendi ben belediyede çalışıyorum. Emekli olayım ben de İstanbul'a gelip döneceğim. Buradaki halkın yüzde 90'ı Ermeni'dir, lütfen kabul et' dedi. Ben de kabul ettim ders aldı, vaftiz oldu, kilisemizin üyesi oldu.”

PAPAZ BRUNSON NEYLE SUÇLANIYOR?

Bunları hatırlatmamızın sebebi mi?

Mâlum, güvenlik sıkıntıları nedeniyle Akdamar Kilisesi'nde 3 yıldır ayin yapılamıyordu, bugün yeniden yapıldı.

Bugünün en dikkat çeken hususları;

Ayine Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un da “devletin zirvesini” temsilen katılacağının vurgulanmasıdır.

Bakan Ersoy'un Anadolu Ajansı'na yaptığı açıklamada, geçmişte Akdamar Kilisesi konusunda atılan “adımları” hatırlatıp, şunları söylemesidir:

“Özellikle 2002'den itibaren dünya siyaset sahnesinde prestijli aktörlerden biri olmaya başlayan ve köklü reformlara imza atan Türkiye'de, bu başrolün yansıması olarak, 'ezber bozan' pek çok ilke imza atıldı... Son 3 senedir güvenlik gerekçesiyle maalesef yapılamayan ayin bölgede devletimizin güvenlik ve istikrarı yeniden tesis etmesiyle bu sene yeniden, bir Bakan katılımıyla gerçekleştirilecek. Büyük bir memnuniyetle altını çizmek isterim ki, bu devletimizin vatandaşına uzattığı şefkatli elin, dini azınlıklarımıza yönelik sergilediği pozitif ayrımcılığın en açık ve samimi göstergesidir. Ben de devletimizi temsilen burada olacağım, ziyadesiyle mutluyum.”

Ve Türkiye Ermeni Patrikliği Vekili Aram Ateşyan'ın ayine bakan düzeyinde katılım olmasından duyduğu mutluluğu belirtip, “Surp Haç Kilisesi bizim için hem tarihi, hem de dini yönden çok önemli bir değere sahip. Bin yıldan fazladır varlığını sürdüren kilisemiz, aynı zamanda başpatriklik merkezi” demesidir.

Şimdi sorularımıza geçelim:

- Ülkemizdeki Ermeni vatandaşlarımızın merkezinin İstanbul'daki Ermeni Kilisesi olduğunu biliyoruz. Akdamar'daki bu kilisenin “Başpatriklik merkezi” ilân edilmesi ne demektir ve kapsama alanı nerelerdir?

- Bilindiği gibi ABD'li Rahip Brunson, Kürt kökenli vatandaşlarımızı “Hıristiyanlaştırma çalışmaları yapmakla” suçlanıyor. Peki Aram Ateşyan'ın 2010 ve 2013'teki o açıklamalarını nasıl yorumlamak gerekir?

- 2007'de Akdamar Kilisesi'nin açılışı için, “Siyasi değil kültürel” denirken, bu yılki ayine “devletin zirvesini” temsilen bir bakanın katılmasının ve “ezber bozan” ilklerden söz etmesinin sebebi nedir; Yeniden AB'ye yanaşma süreci başlatılırken, yine bir “Ermeni açılımı” mı geliyor?

Müyesser Yıldız



Bu haber od.....m kaynağından gelmektedir.
www.bolsohays.com un görüşünü yansıtmaz.

Anket Tüm Anketler

+