​Soykırım sonrası Afrika’dan Asya’ya uzanan bir yardım eli: Doktor Mégo Terziyan - Gündem
14 Kasım 2018 - Հակական տոմար - Տարի : 4511 / Ամիս : Տրե / Օր : Վանատուր / Ժամ : Մթացեալ

Gündem :

28 Ekim 2018  

​Soykırım sonrası Afrika’dan Asya’ya uzanan bir yardım eli: Doktor Mégo Terziyan

​Soykırım sonrası Afrika’dan Asya’ya uzanan bir yardım eli: Doktor Mégo Terziyan ​Soykırım sonrası Afrika’dan Asya’ya uzanan bir yardım eli: Doktor Mégo Terziyan
1915’ten bugüne uzanan Ermeni portrelerinde bu hafta Anadolu’dan önce Şam’a, ardından sırasıyla Beyrut ve Erivan’a geçmek zorunda kalan ve savaşın geride bıraktığı tahribatın görüldüğü birçok ülkeye insani yardım için giden doktor Mégo Terziyan var. Sınır Tanımayan Doktorlar örgütünün Fransa’daki şubesinin başındaki isim olan Terziyan, “Savaşı yakından gören bir nesle aitim” diyor ve yerinden edilen mültecilere yönelik tutumu nedeniyle Avrupa’yı eleştiriyor.

Sınır Tanımayan Doktorlar (Medicines san Frontières – MSF) Başkanı Dr. Mégo Terziyan, Nobel ödüllü uluslararası örgütte 15 yılı* aşkın süredir görev alıyor. Lübnan’daki iç savaşta büyüyen Mégo, savaşın yıkıp geçtiği topraklara tıbbi yardım ulaştırmak için çalışmalarına devam ediyor.

Mguerditch Terzian veya daha bilinen adıyla Mégo, MSF binasının ikinci katındaki küçük odasında karşılıyor misafirlerini. Fransızcası ahenkli ve diline Lübnan aksanı hakim. Ayrıca MSF bünyesinde yer aldığı süre boyunca gittiği birçok kıtadaki sayısız ülkenin tınısını, dokusunu taşıyor Fransızcasında.

Mégo, 2013 yılından bu yana 62’den fazla ülkede çalışmalarını sürdüren ve 32 binden fazla çalışanı bulunan MSF’nin Fransa şubesinin başında.

Mégo, adını baba tarafından dedesi Mguerditch’nden alıyor. Soyadı Terziyan ise Adana’da terzicilik yapan atalarından geliyor.

“Büyükbabam ipek satardı ve çok varlıklıydı” diye başlıyor anlatmaya Mégo: “Lübnan’dan Hindistan’a kadar birçok iş arkadaşı vardı. Hatta, Soykırım öncesinde babam henüz daha çocukken onunla oraya gitmiş.”

Son bulmayan şiddet

Adana’daki Terziyan ailesinin geniş arazileri, çiftlikleri ve çok sayıda atı vardır. Mégo’nun büyükbabasının Beyrut’taki bağlantıları sayesinde Soykırım nedeniyle Suriye’ye, ardından Lübnan’a gitmek zorunda kalırlar. Aile, dört nesil boyunca kent merkezine yakın konumdaki Gemmayze mahallesindeki evde yaşar:

“Babam terziydi; babasının mesleğine sahipti. Beyrut’un merkezindeki Bchara al Khoury Caddesi’nde üç kat yüksekliğinde bir dükkanı vardı. Sonra 1975 yılında iç savaş patlak verdi ve her şeyini kaybetti. Dükkanı cephe hattındaydı.”

Mégo’nun, 1978 yılında daha sekiz yaşındayken babasının dükkanından geri kalan harabelerin içinde köpeğiyle yaptığı yürüyüşler hala aklında:

“(Babam) Kaça patlarsa patlasın yeniden inşa etmek istiyordu, ancak birkaç ay sonra savaş yeniden başladı ve bir kez daha planlarını mahvetti. Karamsarlığa düştü; işlerini yoluna koyma adına bulunduğu tüm girişimler başarısızlığa uğradı. Normalde çalışmayan annem, Beyrut’un doğusunda yer alan Achrafieh bölgesindeki Cizvit okulunda öğretmenliğe başladı. Burada okula gittik ve buranın müdürü Peder Sahag Ermeni’ydi.”

Mégo’nun anne tarafından ailesi İskenderun’dan. Büyükannesi ve büyükbabası da buradaki çoğu Ermeni gibi evini terk etmek zorunda kalıp, Suriye’ye geçer ve Şam’a yerleşir. Mégo’nun büyükannesi Somuncuyan aşçı olur.

Bombalarla geçen çocukluk dönemi

Lübnan iç savaşı süresince devam eden bombalamalar Mégo üzerinde büyük etki bırakır ve nihayetinde MSF’de aldığı görev boyunca bu durum devam eder.

Kız kardeşi Meral, erkek kardeşi Ara ve Mégo, okul yıllarını neredeyse her gece bombalanan cephe hattında geçirir. Hatta kışın ortasında Beyrut’u birçok kez terk etmek zorunda kalırlar ve ailenin yazlık kiraladığı dağlara geçerler. Mégo, o günleri şöyle anlatıyor:

“Büyük bir binanın önündeki küçük bir avluda futbol oynardık; binadaki keskin nişancı bizi korkutmak için ateş ederdi. Saklanır, güler ve oynamaya devam ederdik. Fakat bir gün bomba attı ve arkadaşlarımızdan biri, çok güzel bir kız yaralandı ve bir gözünü kaybetti. Savaşı yakından gören bir nesle aitim.”

Üç kardeşin en büyüğü olan Mégo, Lübnan Üniversitesi’nin tıp bölümüne kaydolur. 1980’li yılların sonunda Lübnan’ın büyük bir bölümü Suriye tahakkümü altındadır ve Lübnan Generali Michel Aoun özgürlük savaşı çağrısında bulunur. Çağrıyı olumlu karşılayanlar arasında Mégo da vardır.

Savaş 1989’da başlar ve kısa sürede Suriye’nin lehine ilerlemeye başlar. Terziyanlar, oğullarının tutuklanacağından endişe ederek Mégo’yu Erivan Üniversitesi’ne yollama kararı alır. O zamanlar Ermenistan hala Sovyetler’in yönetimi altındadır, fakat iki yılın ardından Sovyetler dağılır ve Ermenistan kurulur:

“Tüm bu sürecin içerisinde yer aldım. Karanlık yılları, elektrik yokluğunu ve soğuğu hatırlayabiliyorum.”

Karabağ ve ateşkes dönemi

Mégo, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki Karabağ ihtilafına dahil olmaz. Lübnan’dan az sayıdaki öğrenci arkadaşı Azerbaycan’a karşı savaşmak üzere buradaki cephe hattına geçer:

“Arkadaşlarım cephe hattından dinlenmek üzere geri geldiğinde toplandık ve Karabağ’daki durumu tartıştık.”

Ardından 1994 yılı gelir. Mayıs ayında Ermenistan ve Azerbaycan arasında ateşkes anlaşması imzalanır. Mégo, tıp eğitiminin dördüncü yılındayken MSF’den Fransız bir doktor, Karabağ’daki tercümanlık misyonuna katılması için davette bulunur:

“Lübnan pasaportumla Karabağ’a gitmek zordu, o yüzden bu insani misyonu kullanarak bölgeyi ziyaret ettim. Karabağ doktorlarına tıbbi protokol kılavuzunu tercüme ettim. Çok sayıda ilaç dağıttık ve kullanımını anlattık, ama bundan çok ilaçları saydık. Geriye dönüp baktığımızda çalışma yöntemimizin o günden bu yana ne kadar geliştiğinin farkına varıyorum.”

Mégo, savaşın sona erdiği yıllar zarfında Karabağ’ın ücra köşelerinde geçen günleri anımsıyor:

“Sabahları 9’dan başlayarak köylüleri ziyaret ettik ve tüm gün kaldık. Ardı ardına kahve, konyak ve tost verirlerdi.”

Pediatri alanında uzmanlaşan Mégo, Erivan’dan bir Ermeni ile evlenir. Erivan’ın eteklerinde yer alan bir hastanede çalışır. Aynı zamanda sokakta yaşamaya mahkum edilen çocuklara tıbbi yardım sunan bir kurumda görev alır:

“Koşullar korkunçtu. MSF sayesinde sosyal yardım yapabildik ve bu çocukların tekrar topluma entegre edilmesini sağladık.”

Sierra Leone ile başlayan misyonlar

Mégo’nun parası yetmeyen annelerin ilaçlarını kendi cebinden karşılaması hastane yönetimiyle karşı karşıya gelmesine neden olur. İşten atılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığında MSF’den biri ona Sierra Leone’ye gitmeyi teklif eder: “Gerilim yumuşayana kadar birkaç aylığına ayrıldığımı düşünmüştüm.”

İç savaşın harap ettiği bu Batı Afrika ülkesinde hayat kurmak için gece gündüz çalışır. Henüz görevinde daha yeniyken Afganistan’ın Tacikistan sınırındaki bölgeye geçer. Burada Batı’dan gelen tek kişi odur ve burada sekiz ay kalır:

“İçim rahat etmedi, o yüzden dört tekerlikli aracımı bir atla değiştim ve Orta Çağ’daki gibi yaşadım.”

Erivan’a kısa süreliğine dönmesinin sonrasında ardı ardına gelen acil çağrılara yanıt verir; çatışma ve felaket bölgelerine, gıda krizinin yaşandığı yerlere gider. Söz konusu yerlerden biri de Demokratik Kongo Cumhuriyeti’dir. Ormandaki pediatri bölümünün başına geçer ve ardından sırasıyla Nijerya’ya, Liberya’ya, Fildişi Sahili’ne, Pakistan’a ve İran’a gider.

Mégo, MSF’nin çağrısıyla iç savaşın yaşandığı Suriye’ye yol alır:

“Milliyetçi ve vatansever olan birçok Ermeni’den farklıyım. Fakat bu benim Ermenistan’a ilgim olmadığı ve kökenlerimle gurur duymadığım anlamına gelmiyor.

Suriye’yi sahadayken gözlemleyen Mégo, mültecilere yönelik tutumu nedeniyle Avrupa’ya öfkeli:

“Öfke hissediyorum ve idrak edemiyorum. Kendi kendime şöyle düşünüyorum; ‘Fransa’yı idealleştiren merhum babamın bunları görmemesi iyi bir şey!’ Yüz yıl önce Musa Dağı’ndaki atalarımı kurtaran aynı Fransızların bugünkü tutumunu anlayamıyorum.”

Mégo, MSF’nin çabasını şöyle anlatıyor:

“Zamanla örgütümüz çok profesyonel hale geldi ve bakım kalitesi Avrupa standartlarını model aldı. Uzmanlık gerektiren ameliyatları müdahale ettiğimiz her yerde yapıyoruz. MSF’nin genişlediğini – özellikle de her zaman önde gelen bölümümüz MSF Fransa’nın – ve uluslarası hale geldiğini gördüm. Bunun kanıtı ise ilk kez Fransız olmayan birini başkan seçmeleridir.”

Doktor Mégo bugün bile mesleğinde her gün yeni şeyler öğrendiğini söylüyor ve görevlerin her birinde ekibine eşlik etmesinin önemini vurguluyor.


Çeviri-Derleme: Tolga Er



Bu haber ga.....a kaynağından gelmektedir.
www.bolsohays.com un görüşünü yansıtmaz.

Anket Tüm Anketler

+