Vefat eden Patriğin ardındaki çok ilginç gelişmeler - Gündem
19 Haziran 2019 - Հակական տոմար - Տարի : 4511 / Ամիս : Մարգաց / Օր : Անահիտ / Ժամ : Շառաւիղեալ

Gündem :

20 Mart 2019  

Vefat eden Patriğin ardındaki çok ilginç gelişmeler

Vefat eden Patriğin ardındaki çok ilginç gelişmeler Vefat eden Patriğin ardındaki çok ilginç gelişmeler
Sadece 31 Mart seçimlerine odaklı yaşadığımızdan olsa gerek, medya, Türkiye Ermenileri 84. Patriği 2. Mesrob Mutafyan’ın vefatına salt cenaze töreni üzerinden yaklaştı. Orada Patrik hakkında sarf edilen güzel sözleri gördü ve konuyu kapattı.

Evet, merhum Mutafyan iyi bir entelektüel, herkesin üzerinde ittifak ettiği parlak bir zekaydı. Ancak 10 yıldır yarı ölü şekilde hasta yatağında yatarken Ermeni cemaatinin içinde birçok tartışma yaşanmıştı. Agos Gazetesi etrafında ona yönelik kuvvetli itirazlar olduğunu biliyordum.

Mutafyan’ın ardından yeni Patrik seçimi meselesi kafamı kurcalarken karşıma Agos’un eski yayın yönetmeni ve Hrant Dink’in eski damadı Rober Koptaş’ın Gazeteduvar’da yazdığı yazı çıktı. “Av Partisindeki Patrik” başlıklı yazının içinde öyle detaylar var ki…

Bu yazının ardından hem Agos’un genel havası hem de Ermeni cemaati içindeki yaygın kanının peşine düştüm. O çevrede tanıdığım ve güvendiğim isimleri aradım. Mutafyan’a kimlerin neden itiraz ettiğini, ondan sonra en kuvvetli adayın kim olduğunu ve süreci araştırdım. Bugün hem yazıdan hem de yaptığım görüşmelerden öğrendiğim çarpıcı detayları anlatacağım.

MUTAFYAN’IN HAYATINI DEĞİŞTİREN TRAFİK KAZASI
Merhum Patrik Mutafyan ilk ve orta öğrenimini Türkiye ve Almanya’da tamamlayıp ABD’de üniversite okumaya gitti. Öğrenciliği sırasında büyük bir trafik kazası geçirdi, yanında çok yakın bir arkadaşı vardı. O kazada arkadaşını kaybetti.
Rober Koptaş’tan öğrendiğim o zamana kadar laik bir hayat süren Mutafyan’ın bu kazanın ardından derin bir kedere savrulduğu ve bu nedenle din adamı olmaya karar verdiği.

AGOS’U BOĞMAK İÇİN KOYDUĞU YASAKLAR
Teoloji öğreniminin ardından Mesrob adıyla ruhanilik takdisi yapılmış Mutafyan’a. Kısa sürede zeki, çalışkan ve hitap gücü kuvvetli bir genç olarak cemaatin sevgisini kazanmış. Kendini Patriklik makamı için doğal aday haline getirmiş.
Ancak malum Türkiye’de devlet her zaman Ermeni Patrikhanesi’ni potansiyel bir tehdit olarak görmüş ve seçilecek Patrik’in de kontrol edilebilir bir isim olmasını istemiştir. Rober Koptaş’a göre bu nedenle başta devlet kademeleri Mutafyan’a şüpheyle yaklaşmışlar. Onun Ermeni milliyetçiliği peşinde olduğu dillendirilerek hakkında karalama kampanyası başlatılmış. 1990’daki seçimlere aday olması engellenmiş.
Ancak adım adım Ermeni cemaati içindeki desteğini artıran merhum Patrik 1998’de devletin desteklediği adaya karşı açık ara oy farkıyla Patrik seçildi.

DEVLET BAŞTA DESTEKLEMEDİ AMA...
Mutafyan’ın seçildiği dönemde Ermeni toplumunun beklentileri ve hissiyatı neydi? Bu soruyu yönelttiğim isimler o dönem Patrikten beklentinin büyük olduğunu söylediler.
Ancak seçildikten sonra işler değişmeye başlamış…

EN BÜYÜK DESTEKÇİSİ HRANT DİNK’Tİ
Seçim sürecinde en büyük destekçisi Hrant Dink’ti Mesrob’un. Agos henüz 2 yıl önce kurulmuştu ve Dink seküler alanda, Mesrob da dini alanda Ermeni toplumunu temsil eden iki lider figürdü. Peki diğer Patriklerden ne farkı vardı ya da ne farkı olmalıydı Mutafyan’ın?
Bu soruya hem Rober Koptaş yazısında hem de konuştuğum kaynaklar sohbetlerinde benzer cevaplar verdiler: “Giderek küçülen Ermeni toplumunda tek iktidar odağı haline gelen kiliseye karşı, yeni Patrik cemaat içinde sivillerin alanını yeniden genişletebilirdi. Zira verdiği izlenim bu yöndeydi.” Peki öyle oldu mu?
Hayır! Tam aksine, Ermeni cemaatinin içindeki ortak kanaat, Mutafyan’ın Patrik seçilir seçilmez çizdiği imajla taban tabana zıt bir kişilik olarak ortaya çıkmış olması.
İlk yaptığı işlerden biri daha önce kendisine düşmanlık eden muhafazakar Ermeni çevrelerle uzlaşması olmuş. Cemaatin varlıklı kesimi ile yakınlaşıp onların bağışları ile Patrikhane restorasyonu yaptırıp, onların sözcüsü haline gelmiş. Seküler konularda da tek yetkili gibi davranmaya başlamış.
Hrant Dink’in Patrik ve Patrikhane ile arasının iyi olmadığını biliyordum ancak detayları bilmiyordum. Mutafyan’ın giderek eski devletin resmi yaklaşımlarına daha çok teslim olması ve sadece cemaatin tutucu ve varlıklı çevreleri ile ilişkide olması Dink ve Agos’un Patrik’e yönelik eleştirilerini artırmış. Daha önce de Patrikhane ve Patriklerle ilgili eleştirel tutumlar alan Ermeni basını bu kez Mutafyan’ın çok sert tepkisi ile karşılaşmış.

AGOS’A İLAN YASAĞI
2004’ten Dink’in öldürüldüğü 2007’ye kadar Agos’a ve Jamanak’a Ermeni cemaati kurumlarının ilan vermesini yasaklamış Mutafyan. Bu gazeteleri boğmak için hayat damarlarını kesmiş.
Hrant Dink öldürüldüğü sırada Agos’un Patrikhane tarafından yasaklı gazete olması çok acı bir hadisedir hakikaten…
Dink’in öldürüldüğü karanlık gün ve milyonların katıldığı cenaze töreni dün gibi aklımda. Orada Mutafyan gözü yaşlı bir şekilde en önde vaaz veriyordu. Ne acı ki Agos’u yok etmek isteyen de ta kendisiydi bir yandan.

MUTAFYAN’A YAKIN KAYNAK NE DİYOR?
Mutafyan’a çok yakın bir isme bu konuyu sordum ve şu cevabı aldım: “Patrik Hazretleri Ermeni cemaatini korumak istiyordu. Aslında gerçek görüşleri Hrant Dink’ten çok farklı değildi. Agos’un o zamanki cesur yayınlarının derin devleti tahrik ettiğini düşünüyordu. Bunun neticesinde bütün Ermeni toplumunun yine büyük zararlar göreceğinden endişe ediyordu. Siz eleştirebilirsiniz ama Agos’a tavrının sebebi buydu.”
Bu konuyu araştırırken Ermeni toplumunun 10 yıl demans hastalığı nedeniyle bilinci kapalı şekilde yatan patrikle ilgili çeşitli teoriler ürettiklerini gördüm. Bir kısım Hrant’ı öldürenlerin onu da zehirlediklerine inanıyor. (ki bu bana hiç inandırıcı gelmiyor-na) Diğer bir kısım ise Mutafyan’ın yaptıklarının verdiği pişmanlığın hastalığını tetiklediğine…

10 YIL BOYUNCA NEDEN PATRİKLİK SEÇİMİ YAPILMADI?
Yeni Patriğin seçilmesi için Mutafyan’ın ölümünün beklenmesi gerekiyor muydu? Esasen hayır. Kilise geleneklerine göre yeni bir seçim yapılması gerekiyordu. Ancak Patrikhane, mevcut statüko ve dolayısıyla cemaat içindeki dengelerin bozulmaması, devlet de kontrol edebilir gördüğü Patrik’in yönetiminin devamını risksiz gördüğü için bu süreci uzattı da uzattı. “Patrik genel vekilliği” diye bir unvan yaratıldı ve Kilise Başpiskoposu Aram Ateşyan bu göreve atandı.

YENİ PATRİK KİM OLACAK?
Mutafyan vefat ettiğine göre artık seçim yapmak elzem oldu. Peki Ermeni cemaatinin yeni Patriği kim olacak?
Şimdilik adaylar konusunda dahi bir netlik yok. Ancak 4 isim geçiyor. İkisi yurt dışından, ikisi Türkiye’den. Patrik olmak için TC vatandaşı olmak değil, Türkiye’de doğmuş olmak şartı var.
Buna göre Türkiye’deki iki aday Patrik Genel Vekili Aram Ateşyan ve zaman zaman Agos’ta da yazıları yayınlanan, entelektüel kimliği ile öne çıkan Sahag Maşalyan.
Yurt dışından ismi geçenler ise daha önce Los Angeles’ta görev yapan, emekli olduktan sonra ise Ermenistan’a giden ve şu sıralar Ermeni Kilisesi’nin Vatikan’daki Temsilcisi Khajag Barsamyan ve Ermenistan’ın Gugark bölgesinin dini önderi Başpiskopos Sebuh Çulcuyan.

2 TÜRKİYE’DEN, 2 YURT DIŞINDAN 4 İSİM
Barsamyan, Mutafyan’ın cenaze töreninde Agos Gazetesi muhabirinin “Aday olacak mısınız?” sorusunu yanıtsız bıraktı. Çulcuyan ise 2017’de yapılacağı gündeme gelen ancak daha sonra ertelenen seçimler için adaylığını açıklamıştı. Konuştuğum kaynaklar bu kez de onun isminin üzerinde duruyorlar.
Kısacası seçim ya sadece Türkiye’den iki aday ya da bu 4 aday arasında geçecek. Tüm eleştirilere rağmen Ateşyan hâlâ kuvvetli bir aday. Seçim takvimi halen net değil. Cenazenin ardından 40 gün yas ilan edildi. Paskalya yortusundan sonra seçim süreci başlayacak. Bu iki turlu bir seçim. Yaklaşık 20 bin kişi önce 40 kadar temsilci seçecek o temsilciler de Patrik’i seçecek.

Mutafyan’ın toprağa verildiği saatlerde son Ermeni köyünde…

Hayatın şu tesadüfüne bakın ki Ermeni Patriği Mutafyan’ın cenaze töreninin düzenlendiği sıralarda ben de Türkiye’nin tek Ermeni köyü Vakıflı’daydım. 150 kişilik nüfusuyla, dağların eteklerinde mini minnacık bir köy burası.

Köyün Meryem Ana Kilisesi’ni uzun yılların ardından 1997’de rahmetli Erbakan restore edilmesine izin verip bugünkü haliyle ibadete açılmasını sağlamıştı. İstanbul’dan o tarihlerde yeniden köyüne göçen Misak Hergel kilise açılışını şöyle anlatıyor: "O gün bütün dünya buraya akmıştı sanki. Uluslararası CNN televizyonu vardı, dünyanın dört bir yanından gazeteciler gelmişti. Sonrasında epey para gönderildi, köy restore edildi."

Ancak maalesef yetersiz nüfus nedeniyle çocukların gidebilecekleri bir okul yok. “Gençler köyde durmuyor, nüfus da yavaş yavaş azalıyor” diye anlatıyor Misak Bey.
Bugün Vakıflı Köyü dışında Antakya’da yaklaşık 400-450, İskenderun’da ise 60-70 kadar Ermeni vatandaş yaşıyormuş. 1939’a kadar bugün köyün bulunduğu bölgedeki tüm köyler Ermeni köyü imiş, diğerleri Hatay Türkiye’ye bağlanırken göçmüşler tek kalan köy Vakıflı olmuş.

Bir zamanlar sayıları yüzbinleri bulan bir halkın bu gün o bölgede sadece 100 küsur kişi kalması insanda tuhaf bir burukluk yaratıyor. Halbuki ne zengin, ne kozmopolit topraklar bizim topraklarımız. Bunu hâlâ yaşatan nadir yerlerden biri de Hatay…

İşte o köy ve civardaki Ermeni vatandaşlar da Patrik seçiminde oy kullanacaklar.


Bu haber ha.....k kaynağından gelmektedir.
www.bolsohays.com un görüşünü yansıtmaz.

Çok Okunan Haberler

Anket Tüm Anketler

+