Göçmen Ermeniler - Gündem
19 Şubat 2020 - Հակական տոմար - Տարի : 4512 / Ամիս : Մեհեկան / Օր : Անահիտ / Ժամ : Հրակաթն

Gündem :

03 Ocak 2020  

Göçmen Ermeniler

Göçmen Ermeniler Göçmen Ermeniler
Erdoğan’ın kulağına bir danışmanı bir şeyler fısıldadı da kendisi lafı yanlış mı anladı bilinmez ama özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren göçmenlik Anadolu Ermenilerinin bir gerçeği oluyor hakikaten de. Fakat, söz konusu olan, Ermenilerin Anadolu’da göçmen olması değil, Anadolu’dan göçmen olmasıdır.Hatırlayacaksınız bir süre önce Recep Tayyip Erdoğan, Ermenilerin 1991’de Ermenistan kurulmadan önce “göçmen olarak dolaştıklarını, Türkiye’de de aynı şekilde göçmen olarak yaşarken bir zorunlu tehcirin söz konusu olduğunu” söyledi. Bu, en hafif tabirle skandal ifade, Türkiye’de soykırım inkârcılığının tarihinde ‘müstesna’ yerini aldı; zira daha evvel çıtayı, Ermenilerin varlığına dair ilk yazılı kanıtın M.Ö. 6. yüzyıla gittiği Anadolu’da göçmen olarak yaşarken tehcir edildiğini söylemeye kadar çeken olmamıştı. 3000 senelik göçmenlik!

Öte yandan, artık Erdoğan’ın kulağına bir danışmanı bir şeyler fısıldadı da kendisi lafı yanlış mı anladı bilinmez ama özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren göçmenlik Anadolu Ermenilerinin bir gerçeği oluyor hakikaten de. Fakat, söz konusu olan, Ermenilerin Anadolu’da göçmen olması değil, Anadolu’dan göçmen olmasıdır. Şöyle ki, dediğim dönemde gerek siyasi baskılardan, gerek günlük hayattaki zorbalıktan kaçmak için, gerek ekonomik sebeplerle, Ermeniler Rusya başta olmak üzere başka ülkelere göç ettiler. Dönemin Ermenice gazetelerinde bu hep bir ‘kanayan yara’ olarak ele alındı.

Çok daha uzak, hem lojistik sebeplerle hem de Osmanlı devletinin tutumu nedeniyle ulaşması zor olsa da, Ermeniler, 19. yüzyılın son çeyreğinden itibaren özellikle Harput yöresinden Amerika’ya da azımsanmayacak sayıda göç verdiler. Bu konuda yenice yazılmış, bildiğim kadarıyla Türkçeye çevrilmemiş bir kitap var: David Gutman’ın, ‘The Politics of Armenian Migration to North America, 1885-1915’ başlıklı kitabı. Bu kitap vasıtasıyla, Ermenilerin Amerika’ya göçü konusunda birkaç noktanın altını çizelim.

Gutman, 1890’ların başından 1915’e kadar, Harput ağırlıklı olmak üzere, 65 bin civarında Osmanlı Ermenisinin ABD’ye gittiğini söylüyor. Harput’un ağırlıklı olmasının ilginç tarafı, yazarın da söylediği gibi, nispeten istikrarlı bir yer olması. Gutman’a göre, Ermenilerin göç etmesinin sebebi daha ziyade Amerika’daki yüksek maaşlar ve para biriktirme hayali. Sizin anlayacağınız, biraz “Amerika’nın taşı toprağı altınmış” efsanesinin etkisi. Nitekim, zamanın Harput Amerikan konsolosunun tahminine göre 20. yüzyılın başında Harputlu Ermenilerin Harput’a gönderdiği para miktarı yıllık 250 bin dolar civarındaymış ki bu da şimdinin parasıyla aşağı yukarı 7,5 milyon dolar ediyor. Hatta, bu miktarın 1910’larda 600 bin dolara çıktığı da zikrediliyor ama bugün bunun 16 milyon dolar civarında bir para olduğu düşünülürse biraz abartılı gibi duruyor. 7,5 milyon dolar, bir bölgenin ekonomisine yıllık katkı olarak iyi para. Bugün Harput ekonomisine her yıl dışarıdan 7,5 milyon dolar girse bayağı bir iş görür herhalde. Nitekim o zaman da, Gutman’ın dediğine göre bu paraların bir kısmı Harput’ta ipek fabrikaları kurmak için kullanılmış. Bölgede ‘Beş Kardeşler’ olarak bilinen Fabrikatoryan biraderlerin yanı sıra, Amerika’ya gidip dönenlerden Boğos ve Nişan Caferyan kardeşler de Harput’ta 1904’te, çatı malzemesini Amerika’dan getirttikleri bir ipek fabrikası kurmuşlar. (Gutman bu hususa değinmiyor ama konsolos ticaret raporlarına bakınca, bölgede Amerikan menşeli tüketim mallarına özellikle de giyim-kuşama talebin de arttığını görüyoruz. Mesela, raporlardan birinde, Konsolos, Harput’ta bisiklete talebin arttığını söylüyor.)

Akıl, devletin böyle bir para akışını ve ekonomik büyümeyi desteklemiş olacağını söylüyor ama Abdülhamid rejimi 1888’de Amerika’ya göçü yasaklıyor. Gerekçe de, oraya gidecek Ermenilerin “oradaki özgürlük ortamından faydalanarak” zararlı siyasi fikirlere kapılacakları ve geri dönerek bunları Osmanlı ülkesinde yayabilecekleri. Bir de, eğer Amerikan vatandaşı olarak dönerlerse, bu ‘zararlı faaliyetler’i diplomatik koruma altında yapacaklarından korkuyorlardı. Bu nedenle, kimi zaman yumuşasa da, Amerikan vatandaşı olan Ermenilerin ülkeye girmesine de yasak koymuşlar. Gördüğünüz gibi devletin korkularında değişen pek bir şey olmamış. Hatta, size Abdülhamid Boston civarındaki Ermenilerin peşine özel dedektif takmıştı desem, inanır mısınız? İnanın. Ulu Hakan, Taşnak-Hınçakların peşine ‘Mike Hammer’ı takmış. (Acaba şimdi de burada peşimize özel dedektif takmışlar mıdır, yoksa ‘yerli ve millî’ ajanlar mı kullanıyorlardır?)

Hem çıkışın, hem de çıkmayı başarsanız da dönüşün yasak olduğu ortamda bu işi yapan kaçakçı organizasyonları ortaya çıkıyor. Kişiyi Harput’taki köyünden, kasabasında alıp, önce Mersin, Trabzon, Beyrut, Samsun gibi bir liman şehrine, oradan Amerika’ya gidecek geminin kalkacağı Avrupa kentine götürüp gemiye bindiren, geniş ve ayrıntılı şebekelerdi bunlar. Gutman, bu mekanizmayı, devletin giriş-çıkışları engelleme çabasını ayrıntılı ve anlaşılır biçimde, yer yer bir roman tadında anlatmış.

Ermeniler için giriş-çıkış yasağı 1908’de anayasa tekrar yürürlüğe konana kadar sürdü. Yeni rejim özgürlüklerden yana olduğu için bu yasağı kaldırdı, en azından bir süre. Yasak kalkınca, hem Amerika’ya giden, hem de yeni rejimin yarattığı umutla, biriktirdiği paralarla memleketine dönen Ermenilerin sayısı arttı. Acı olan odur ki, bilmeden, kötü kaderlerine döndüler. Üç-beş sene sonra, çoğunun hayatı ya sürgün yollarında, ya duvar diplerinde son buldu. Fabrikatoryan biraderler de diğerleriyle birlikte kurşuna dizildi. İpek fabrikalarına ne oldu bilmiyorum.



Bu haber ago....gos kaynağından gelmektedir.
www.bolsohays.com un görüşünü yansıtmaz.

Anket Tüm Anketler

+