6-7 Eylül bir zincirin halkasıdır - Gündem
28 Ocak 2021 - Հակական տոմար - Տարի : 4513 / Ամիս : Արաց / Օր : Սիմ / Ժամ : Հուրփեայլեալ

Gündem :

06 Eylül 2020  

6-7 Eylül bir zincirin halkasıdır -

6-7 Eylül bir zincirin halkasıdır 6-7 Eylül bir zincirin halkasıdır

Türkiye tarihinin en kanlı ırkçı katliamlarından olan 6-7 Eylül’ün 65. yıldönümünde konuşan gazeteci Vasiliadis, ‘6-7 Eylül olayları eritme programının bir zinciridir. Bu halka bugün de devam ediyor’ dedi

İstanbul’da Rumlar başta olmak üzere Ermeni ve Yahudilerin katledilip, mallarının yağmalandığı 6-7 Eylül olaylarının üzerinden 65 yıl geçti. Onlarca kişinin katledildiği, binlerce ev, dükkân ve ibadet yerinin yakılıp yıkıldığı olayların tanıklarından Gazeteci Mihail Vasiliadis, 6-7 Eylül olaylarını tek başına ele almanın mümkün olmadığını vurguluyor. Bu olayların tek bir zincirin halkası olduğuna işaret eden Vasiliadis, “Bu zincir 1922’lerden başlayıp belki de günümüze kadar gelen bir eritme programının halkasıdır” dedi.

BenzerHaberler İçerik Yok

Baştan beri amaç buydu

Eritme programının cumhuriyetin ilk dönemindeki çekirdek kadrosu tarafından hazırlanarak ortaya konduğunu belirten Vasiliadis, mübadeleyle birlikte Anadolu’dan çekilmiş olan Rum halkının İstanbul’dan da ortadan kaldırılmasının çabaları olduğunu söyledi. Eritme programının halkalarının bazılarının fark edilmediğini belirten Vasiliadis, bunun nedeninin “olaylara alışmak” olduğunu dile getirdi. Vasiliadis, “En başta ve önemli olan ötekileştirmedir. İlk ötekileştirmeye maruz kalanlar ‘neden böyle’ düşünmüşse de daha sonrakiler bir şekilde hayatın parçası olmuştur” diye belirtti

Hiçbir adım atılmadı

Vasiliadis, İstanbul’un fethinin 500. yılı olan 1953 yılında Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) gençlik kollarının yayınladığı, “Türkiye’de bir tek Rum kalmamış olmalı” belgesinin var olduğunu söyledi. Bugün ana muhalefet olan bu kesimin, “6-7 Eylül yaşanmamalıydı” dediğini fakat atılan her adımda CHP’nin damgası olduğunu aktaran Vasiliadis, bu durumu silah olarak muhalefete çeviren iktidarın da hiçbir şey yapmadığını söyledi. Vasiliadis, “Yarayı açanlara karşı çıkmışlar ama yaralananların tedavisi için, onların yeniden bu devlete güven duyabilmeleri için herhangi bir adım atılmamıştır” ifadelerini kullandı.

Bilinçli bir hazırlık yapıldı

Yaşanan olaylardan 5-6 ay önce gazetelerde Rumlar aleyhine yazılar yazılmaya başlandığını söyleyen Vasiliadis, “Rumlar Kıbrıs’ta kardeşlerimizi öldürüyor, dövüyor” şeklinde yazıları okuyanların ise Rumlara öfke duymaya başladığını belirterek, “Genel bir antiRum hava yaratıldı. O provokasyonun yapıldığı günden önce İstanbul’daki Rumların evleri ve iş yerleri işaretlendi. Hatta, ‘Neden biz sadece Rumlardan kurtulmak için uğraşacağız. Bir taşla iki güç kuş vuralım’ denildi ve sadece Rumların değil, Ermenilerin ve Yahudilerin de evleri işaretlendi. Eğer bu olay sırf Kıbrıs için yapılmış olsaydı o zaman onlara neden saldırıldı?”

Fetih, kılıç ve tedirginlik

Yaşanan olayların spontane gelişmediğini ifade eden Vasiliadis, bugün hâlâ 600 Rum ailenin tedirgin olduğunu anlatan durumlar olduğunun altını çizdi. Ayasofya’nın camiye dönüştürülmeden önce medyada çıkan “fetih, kılıç hakkı, kılıç artığı” gibi tanımlamaları örnek gösteren Vasiliadis, “Siz Rum olun da bu durumdan rahatsız olmayın, korkmayın, endişelenmeyin” dedi.

Politika hiç değişmedi

Devletin farklı etnik kimliklere karşı düşüncelerinin tabiat kanunu gibi işlediğine işaret eden Vasiliadis, “Karşınıza bir kurt sürüsü çıktığında onunla mücadele tedbirleriyle, tek bir kurt kaldığında alınan tedbirler aynı değildir. Esasen şu anda 600 ailenin gitmesi devletin de işine gelmez. Ama Türkiye devleti azınlıklara karşı politikasını değiştirdi mi? Rumlara karşı değiştirmiş olması gayet normal. Fakat bugün hâlâ azınlık olarak gördüğü toplumlara karşı bir eşitlik politikası sürdürüyor mu? Ötekileştirmenin artık Rumlara değil de başka toplumlara karşı uygulandığını görüyorsak demek ki devletin politikası değişmemiştir” şeklinde konuştu.

Bizi kurtardı ama…

Doğduğu ve büyüdüğü evin Tarlabaşı’nda olduğunu dile getiren Vasiliadis, 6-7 Eylül olaylarında yaşadığı bir olayı ise şu şekilde anlattı:

“Kapıcımız Ahmet abi camiye giden dinine bağlı biriydi. Camide Rum, Ermeni ve Yahudilerin evlerinin işaretleneceğinin ve bir olay olacağını öğrenmiş. Bizim evin de işaretlendiğinin farkındaydı. ‘Bu adamlar kötü değil’ diyerek, işareti silerek bize yardımcı olmak istedi. Ardından eline bir bayrak alarak eve doğru gelen güruha, ‘burada gavur yoktur’ diyerek uzaklaştırdı. Onlar geçtikten sonra bayrağı bırakıp, peşlerine takılarak ilerideki Rum dükkân ve evlerinin yağmasına katıldı.” Yaşadığı bu olayın önceleri tuhafına gittiğini söyleyen Vasiliadis, daha sonra bu konu üzerine çalışmaya başladığında hak verdiğini belirtti. Vasiliadis, “Çünkü bizi bizzat tanıyordu ve kötülük gelmesini istemedi. Bize gelecek zararın kendisine de zararı olacağını biliyordu. Bize yardım etti fakat diğerleri tanıdık değildi. Onlar gazetede bahsedilen ‘Allah’ın belası Rumlardı’ dolayısıyla onlara saldırmakta beis görmedi. Evlerin yağmalanmasını pek çok Türk’ün engellediği doğru ama onlar Rumları değil, dostlarını kurtardı” dedi.





Bu haber Yeniyasam kaynağından gelmektedir.

Haber metninde yer alan görüşler haber kaynağı (Yeniyasam) ve yazarına ait olup,
Bolsohays.com sitesi haber hakkında herhangi bir görüş üstlenmemektedir.
+