Aşıların mucitleri hemşehrilerimiz - Gündem
02 Aralık 2020 - Հակական տոմար - Տարի : 4513 / Ամիս : Տրե / Օր : Հրանդ / Ժամ : Ճառագայթեալ

Gündem :

22 Kasım 2020  

Aşıların mucitleri hemşehrilerimiz -

Aşıların mucitleri hemşehrilerimiz Aşıların mucitleri hemşehrilerimiz
Afeyan, Şahin ve Türeci bugün sadece Türkiye vatandaşı olabilirdi. Türkiye’de üretebilirdi. Anayurtları olan bu topraklarda, yabancı ülkelerin değil Türkiye’nin adını yükseltebilir, ülkemizi dünyaya tanıtabilirlerdi.

Koronavirüs (Covid-19) hayatımızı Mart’tan itibaren doğrudan etkilese de Ocak ayından bu yana aşı çalışmaları devam ediyor. Dünyanın dört bir yanındaki bilim insanları seferber oldu. İlk aşı denemesi 16 Mart’ta başladı. Kasım sonuna geldiğimiz bu günlerde insan üzerinde denenen aşı sayısının 45 olduğu belirtilirken, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) takip ettiği 200’den fazla aşı mevcut.

ABD, Almanya, Rusya ve Çin’in başı çektiği araştırmalarda nihai aşamaya gelmiş aşılar CoronoVac: Sinovac Biotech (Çin), BNT162b2: Pfizer& BioNTech (Almanya), mRNA-1273: Moderna (ABD), ChAdOx1 nCOV-19: AstraZeneca & Oxford Üniversitesi (İngiltere). Anlaşılan o ki sene sonuna kadar uygulanmaya başlanacak.

Aşı çalışmalarında kaydedilen ilerleme hızlı sayılsa da, uzmanlar gidilecek daha çok yolun olduğunu, güvenlik ve etkinlik sağlansa bile, farklı bireylerde, farklı zamanlarda yan etkilere yol açabileceği konusunda uyarıyor. Üç aşamalı onay süreçlerinden sonra da çalışmaların devam edebileceği ve bazı durumlarda bazen “dördüncü aşama” denilen sürecin yıllarca sürdüğü belirtiliyor.

Aşı süreci kuşkusuz insanlık için kritik öneme sahip, fakat diğer yandan olmadık şeyler düşünmemize de sebep oluyor. Yukarıda bahsettiğim, en önemli aşılardan iki tanesini ile haşır neşir olan insanlar, bizimle aynı topraklardan. Aşının mucitleri yabancımız değil “hemşehrilerimiz”.

ABD merkezli Pfizer ile birlikte geliştirdikleri koronavirüs aşısında yüzde 90 başarıya ulaştıklarını açıklayan Almanya merkezli BioNTech şirketi, aileleri Türkiye’den Almanya’ya göçmüş Özlem Türeci ve Uğur Şahin tarafından 2008’de kuruldu.

Moderna firmasının kurucusu ise Amerikalı bir Ermeni olan Nubar Afeyan. Afeyan, Amerika’nın önde gelen biyo-teknoloji ve yaşam bilimleri girişimcilerinden biri. 30 yılda kurduğu 35 şirketle, büyük bir kapitale sahip. Afeyan ailesinin “Amerikalı” olma serüveni birçok Ermeni gibi, Ermeni Soykırımı’na dayanıyor.

Evli olan Türeci ve Şahin çifti ise mesleki hayatları boyunca bir çok başarıya imza atmışlar, hayatlarını bilime adamışlar. Şirketin kurucularından Dr. Özlem Türeci, on yıl boyunca Klinik ve Bilimsel Danışma Kurulu’nda görev yaptıktan sonra 2018’de BioNTech Tıp Şefi olmuş. Babası İstanbul’da bir doktor olan Türeci’nin ailesi, doğumundan önce Almanya’ya göçmüş. Türeci eşi Şahin ile Hamburg’da çalışırken tanışmış.

İmmünolog ve onkolog olan Şahin ise İskenderun’da doğmuş, dört yaşında ailesiyle birlikte Almanya’ya gelmiş. Babası Köln’deki Ford fabrikasında çalışan “göçmen çocuğu” Şahin’in hayali doktor olmakmış.

Bir fabrika işçisinin çocuğu için ulaşması zor bu hayali gerçek kılan Şahin, bugün eşiyle birlikte Almanya’nın en zengin 100 kişisi arasında. İngiliz Telegraph gazetesine göre çift, ilk şirketleri Ganymed’i 1,4 milyar euroya satmıştı. BioNTech’in piyasa değer ise bugün 20 milyar euroyu aştı.

Fransız basını, “Türk göçmenlerin çocukları” olan çifti, bilim tarihinin efsane çifti Nobel ödüllü Fransız çift Pierre ve Marie Curie’ye benzetti. En büyük tutkuları olan bilimsel araştırma alanında hiç durmadan çalışmak olan çift, 2002’de evlendikleri gün sadece yarım saat imza atmak için laboratuvardan ayrılmışlar ve koşarak geri dönmüşler.

Afeyan’a gelecek olursak, o Osmanlı Ermenisi bir ailenin torunu. Aslen Adapazarlı olan Afeyan’ın ailesi ara duraklar ile Ermeni Soykırımı’nın ardından önce Beyrut’a kaçmış sonra ABD’ye yerleşmiş.

Afeyanların Beyrut’taki evinde büyük teyzesi Armenuhi de yaşamış. Türk basının da aylar önce bahsettiği “Osmanlı Ordusu’ndaki doktor dede” aslında Armenuhi’nin kocası Antranig, yani baba Nubar Afeyan’ın büyük eniştesi. Afeyan Beyrut’ta doğmuş, bu şehirde yaşadığı zaman zarfında büyük teyzesi ile aynı odayı paylaşmış. Yaşlı teyzesi ile geçirdiği bu yıllarda, kaçış hikayeleri, hayatta kalma “stratejileri”, yeni koşullara adapte olma hikayeleri dinlemiş, kısaca hayatta kalmanın önemini anlamış.

“Ermenilerin ortak bir yanı var. Hepimiz süper kurtulanlarız (super-survivors). Soykırım sırasında imkansız görünen olasılıkları aşan, hızla adapte olan ve üstesinden gelenlerin torunlarıyız” diyor Noubar Afeyan söyleşilerinde.

Fakat bugün gelinen noktada artık daha farklı davranmanın zamanı geldiğini düşünüyor Afeyan. “ “Hayatta kalmak yeterli değil. Yaşamak için ölmemek, yok olmak yeterli değil. Teyzem Armenuhi’nin bana her zaman söylediği gibi, cesaret çok önemli, gelişmeye cesaret etmeliyiz.”

Biyo-teknoloji ve fen bilimleri alanında ABD’nin önde gelen girişimcilerinden biri olan Nubar Afeyan, bugün yalnızca ABD’de değil küresel çapta da girişimcilik, inovasyon, biyoloji mühendisliği, ilaç geliştirme, tıp teknolojileri ve yenilenebilir enerji konularında konferanslar veriyor. Tüm bu başarılarında ilk günden beri büyük teyzesinin izlerini görüyor.

“Bugüne kadar tüm fikirlerime ve zor zamanlarda çıkış yolu bulamama bir çocukken aynı odayı paylaştığım teyzem ilham kaynağı oldu. Neredeyse 101 yaşına kadar yaşadı, hafızası ve ruhu sadece aklımda değil, hala evimizde hala yaşıyor. Bana kazanmanın, direnmenin en iyi yolunun yaratmak, keşfetmek ve yeni harika şeyler yapmak olduğunu söylediğini hatırlıyorum.”

Afeyan, Şahin ve Türeci bugün sadece Türkiye vatandaşı olabilirdi. Türkiye’de üretebilirdi. Anayurtları olan bu topraklarda, yabancı ülkelerin değil Türkiye’nin adını yükseltebilir, ülkemizi dünyaya tanıtabilirlerdi.

Göçmen olmamaları, bu topraklarda yaşamaları ve üretmeleri için bazı temel şeylere ihtiyaç vardı. Eşitilik, özgürlük, eğitim ve kalkınmaya.

Bugün hala, gücünü ve enerjisini Türkiye için değil, ‘yabancı’ ülkeler için kullanmayı tercih eden, tercih etmek zorunda kalanları ve tespih taneleri gibiye dünyaya dağılan bilim insanlarını, akademisyenleri, yazarları, sanatçıları, eğitimcileri, iş insanlarını gördükçe ister istemez soruyor insan. “Bu kadar zor muydu?”…

Gelişmek, ilerlemek, üretmek ve birlikte yaşamak bu kadar zor, bu kadar imkansız mıydı?

Alin Ozinian




Bu haber kronos34 kaynağından gelmektedir.

Haber metninde yer alan görüşler haber kaynağı (kronos34) ve yazarına ait olup,
Bolsohays.com sitesi haber hakkında herhangi bir görüş üstlenmemektedir.
+