​Türk Ermeni Kızkardeşlerimle Hasbuha - Gündem
24 Eylül 2021 - Հակական տոմար - Տարի : 4514 / Ամիս : Հոռի / Օր : Լուսնակ / Ժամ : Շաւաղօտ

Gündem :

10 Ağustos 2021  

​Türk Ermeni Kızkardeşlerimle Hasbuha -

​Türk Ermeni Kızkardeşlerimle Hasbuha ​Türk Ermeni Kızkardeşlerimle Hasbuha

Aşağıda okuyacağınız yazıyı, 1935 tarihinde İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Süfraj ve Eşit Yurttaşlık Kadın Birliği’nin yıllık kongresini gazeteci olarak takip eden Suat Derviş Ermenice yayınlanan Nor Huys(Yeni Ümit) gazetesi için kaleme almış. Lerna Ekmekçioğlu’nun, Bir Milleti Diriltmek 1919-1933 – Toplumsal Cinsiyet Ekseninde Türkiye’de Ermeniliğin Yeniden İnşası (Çev: Serdar Aksoy, Aras Yayıncılık, 2021) kitabında bahsi geçen makaleyi (ss. 228-229), son dönemde şahsı ve eserleriyle yeniden konuşulan Suat Derviş’in külliyatına katkı sunmak, aynı zamanda Ekmekçioğlu’nun kitabının okuyucularının ilgisini tatmin etmek amacıyla gazete sayfalarından çıkarıp, burada yayımlamak istedim.

TÜRK ERMENİ KIZKARDEŞLERİMLE HASBUHAL

Memleketimizde yapılmakta olan Kadın Kongresi münasibetile bir sürü ecnebi bayanla tanıştım ve görüştüm. İçlerinde İngilizler, Fransızlar, Balkanlılar, Avustralyalılar, Mısırlılar, Yamaykalılar, Hintliler ve ne bileyim ben daha nereliler vardı?

Onlarla tanışmadan evvel bana öyle geliyordı ki, bu başka memleketlerden gelen kadınların her biri kendi memleketine mehsus düşüncelerle dolu, has [elimde bulunan nüshada bu satır gazetenin kıvrım yerine rastladığı için okunmuyor, S.D.] kadın beni bam başka bir düşünce ve duyğu alemine götürecek.

Halbuki büyük bir hayret ve sevinc içerisinde gördüm ki erkeklerin daima söyledikleri gibi dünyada kadın milleti denilen bir millet var. Ve bu millet taifesi çantalarında hangi devletin [elimde bulunan nüshada bu satır gazetenin kıvrım yerine rastladığı için okunmuyor, S. D.].

Ve kadınların cevaplarından anladım ki birbiri ile anlaşmak hassası yalnız kadınlara mahsus olan bir fazilet değil insan milletine hoş bir Allah vergisidir.

Anlaşmak için konuşmak lazımdır, konuşmak için de müşterek bir lisan.

Ana lisanı analarımızdan öğrendiğimiz lisan ve çocuklarımıza beşiklerinin başında kulaklarına fısıldadığınız lisan, bu lisan bir frnasız için fransızca, bir çinli için çince, bir türk için türkçe ve bir ermeni için de ermenicedir.

İnsanların ana dili en kıymetli, en mukaddes şeyleridir, müşterek bir dil istenildiği zeman hiç kimseye “ana dilini bırak şu ya bu dili kullan” denilemez, bu onu kırar.

Fakat insanların anlaşabileceği müşterek bir dil daha vardır: Bu san’atın lisanıdır.

***

Bir türkler ve Türkiye ermenileri aynı toprak üstünde ve aynı gök altında yaşarız, evlerimiz birbirine bitişik, babalarımız dost, çocuklarımız mektep arkadaşı, analarımız komşudur.

Zevklerimiz birdir, vazifelerimiz bir, yaşadığımız içtimaî şartlar birdir. Aynı vatanın çocukları olduğumuz için kederlerimiz, sevinçlerimiz, refahımız ve saadetimiz eştir.

Vatanımıza tehlikeye düşünce erkeklerimizi aynı ateşin karşısına yollarız ve aynı yolda ölen erkeklerimiz arkasında döktüğümüz gözyaşı birbirine karışır.

Onun için bizim anlaşmamış olmamıza imkân yoktur, fakat daha iyi anlaşmamıza imkân vardır.

Ve bence bu anlaşma şu şekilde olabilir, o da san’atımızı ve san’tkârlarımızı birbirimize tanıtarak.

Biz bir rivayet gibi işitiriz ki çok güzel bir ermeni edebiyatı vardır ve işitiriz ki ermeni yurtdaşlarımız arasında çok değerli şairler ve fikriyatçılar bulunuyor.

Halbuki bir memlekette yaşadığımız ve hiç te ayrı gayrımız olmadığı halde bir tek edibimizin ismini bir tek şairimizin beytini bilmeyiz. Belki siz de bizimkilere karşı aynı lâkaydî içerisindesiniz.

***

Ermeni kız kardeşlerim! Size ben bunu teklif etmek istiyorum; Uzak memleket insanları bile birbirleriile anlaşmak için cem’iyetler kuruyorlar. Bu cem’iyetler başka milletlerin eserlerini kendi milletlerine ve kendi milletlerinin eserlerini de başka milletlere tanıtmağa çalışıyorlar.

Biz ki aynı memlekette yaşayan ve bütün duygularıyla bir tek milletin kadınlarıyız, erkeklerimizin şimdiye kadar ihmal ettiği bir şey’i biz yapalım.

Müşterek bir cem’iyet yapalım. Bu cem’iyetin gayesi de türkçe yazılmış eserleri ermenilere okutmak ve ermeni eserlerini de türkceye çevirerek memleketimizde yaşayan ermeni muharrirlere daha geniş bir okuyucu kütlesi bulmak, bu suretle onların hem manevi hem de maddi suretle istifadelerini temin etmek olsun.

Bu suretle hem birbirimize daha kaynaşırız ve hem de erkeklerimize isbat ederiz ki:

“Biz türk kadınları, bize verilen haklara lâyık vatandaşlarız.”

Sevan Değirmenciyan







Bu haber sanatkritik kaynağından gelmektedir.

Haber metninde yer alan görüşler haber kaynağı (sanatkritik) ve yazarına ait olup,
Bolsohays.com sitesi haber hakkında herhangi bir görüş üstlenmemektedir.
+