“Hukuki haklarımızı korurken uzlaşma imkânını da açık tutuyoruz” - Gündem
05 Kasım 2026 - Հայկական տոմար - Տարի : 4519 / Ամիս : Սահմի / Օր : Վահագն / Ժամ : Հրակաթն

Gündem :

05 Kasım 2026  

“Hukuki haklarımızı korurken uzlaşma imkânını da açık tutuyoruz” -

“Hukuki haklarımızı korurken uzlaşma imkânını da açık tutuyoruz” Zela Kuyumculuk ile dava süreciniz 2021’de başladı. Mahkeme, 2024’te İşler’in lehine kararını açıkladı. Sonraki İstinaf ve Yargıtay süreçleri de İşler’in lehine kararlarla devam etti. Temyiz süreçleriniz aleyhinizde sonuçlandı. Yargılamada gerekçe olarak imzaladığınız sözleşmenin

Zela Kuyumculuk ile dava süreciniz 2021’de başladı. Mahkeme, 2024’te İşler’in lehine kararını açıkladı. Sonraki İstinaf ve Yargıtay süreçleri de İşler’in lehine kararlarla devam etti. Temyiz süreçleriniz aleyhinizde sonuçlandı. Yargılamada gerekçe olarak imzaladığınız sözleşmenin 3’üncü maddesine vurgu yapılıyor. Sonuca göre vakıf olarak İşler’e faizle birlikte 155 milyon TL ödeme yapmanız gerekiyor. Ödeme yapmadığınız süre boyunca faiz işlemeye devam ediyor. Yargı süreci böyleyken neden bu ödemeyi yapmamayı tercih ettiniz?

Ödemenin yapılmaması, davacı tarafı mağdur etmek amacı taşıyan bir tercih değildir. Vakfımız, hükme esas alınan taleplerin ve değerlendirmelerin hukuki ve maddi açıdan yeniden incelenmesi gerektiği kanaatindedir. Bu nedenle Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 375. maddesi uyarınca Şubat 2026’da yargılamanın iadesi başvurusunda bulunduk. Başvurumuz henüz karara bağlanmamış, inceleme aşamasındadır.

Uyuşmazlığın önemli bir bölümü, kamuoyunda Papaz Evleri olarak bilinen taşınmazlardaki inşaat çalışmaları ve davacının talep ettiği masraflarla ilgilidir. Taşınmazlar 1996’daki yangında kullanılamaz hâle gelmiş ve vakfımızın girişimleriyle tek tapu altında toplanmıştır. 2006’da hak kaybını önlemek amacıyla kaba inşaatın tamamlanmasına karar verilmiş; çalışmalar 2007’de çatının kapatılmasıyla bitirilmiştir. Binanın betonarme karkası ve çatısı, kira sözleşmesinden yıllar önce vakfımız tarafından yaptırılmıştır. Buna rağmen bu imalatların maliyeti de davacının talepleri arasındadır.

Bir diğer uyuşmazlık, otelin restoranı olarak bilinen yapıyla ilgilidir. İstanbul 4 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararı doğrultusunda 2024’te yıkılan bu yapının inşaat bedeli ve değer artışı da talep edilmektedir. Yapının yıkıldığı mahkemeye bildirilmediğinden bilirkişi hesaplamalarının yapı hâlen mevcutmuş gibi yapıldığı kanaatindeyiz. Davacıya ait eşya ve donanımlar da kira borcu nedeniyle icra dairesince satılmış, bedeli borcundan düşülmüştür. Buna rağmen aynı eşyalar, hükme esas hesaplamalarda vakfımızda bulunuyormuş gibi değerlendirilmiş ve icra dairesinin kesinleşmiş kıymet takdirinin on katı üzerinden bedellendirilmiştir. Dava konusu taşınmazların kira gelirleri hâlen davacı tarafından tahsil edilmektedir. Bu husus ayrıca ele alınmalıdır.

2024 yılı Ekim ayında vakfınızın avukatı Ömer Kantik, Bezciyan madağında açıklama yapmış ve Vakıflar 1. Bölge Müdürlüğü’nün İşler’in kirasını ödemediği için tahliye edilmesi gerektiğine ilişkin bir yazısını okumuştu. Ancak VBM’nin İşler’in zorunlu olarak tahliye edilmesini şart koşmadığı bilgisi var. Sözleşmenin üçüncü maddesinde yer alan ’30 yıldan önce tahliye edilmesi halinde yapılan harcamalar vakıf tarafından ödenir’ şartını imzalamanıza rağmen bu tahliye gerçekleştirildi. Müdürlük tarafından gelen yazıda zorunlu tahliye ibaresi var mıydı? Tahliye işlemi yapılmadan farklı bir anlaşma yapmak düşünülmedi mi?

Tahliye kararı ani veya keyfî bir yönetim tercihi değildi. Süreç, davacının kira yükümlülüklerini uzun süre yerine getirmemesi, sözleşmeye aykırılıklar ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ile yapılan yazışmalar birlikte değerlendirilerek gelişti.

Davacı 2016’da ödeme güçlüğü nedeniyle kira indirimi istedi. Vakfımızın başvurusu üzerine alınan görüş doğrultusunda Ocak 2017’den itibaren kira bedelinde yüzde 25 indirim uygulandı. Buna rağmen ödemeler düzenli yapılmadı. Kira alacakları için noter aracılığıyla altı ihtarname gönderildi; hiçbirinde tahliye uyarısı bulunmuyordu. 20 Mart 2018’de icra takibi başlatıldı. 13 Nisan 2018’de ödeme protokolü yapılınca takip durduruldu. Borçların yeniden ödenmemesi üzerine 14 Kasım 2019’da yaklaşık 13 aylık, 311 bin 400 TL tutarındaki alacak için yeni takip başlatıldı. Buna rağmen tahliye davası açmadık; çözüm yollarını denedik.

Sözleşmenin 3. maddesi, 30 yıldan önce tahliye hâlinde yapılan masrafların vakıfça karşılanmasını öngörüyor. Vakfımız sözleşmeden doğabilecek yükümlülüklerini ilke olarak reddetmiyor. Kira borçlarını ödemeyerek tahliye sürecine yol açan kiracının bu hükme dayanarak masraf istemesinin dürüstlük kuralı bakımından değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Talep edilen bedelin kapsamına ve hesaplanma biçimine de ciddi itirazlarımız var.

Vakıflar Genel Müdürlüğü Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı, 20 Kasım 2020 tarihli yazısında kira borçlarına rağmen tahliye ve icra işlemlerinin neden zamanında başlatılmadığını sordu ve belgelerin sunulmasını istedi. Yazıda zorunlu tahliye emri yoktu; ancak vakfın alacaklarını koruması ve gerekli hukuki işlemleri yürütmesi yönünde idari beklenti vardı. Vakfımızın icra takibinde ilk kez tahliye talep etmesi bu yazışmanın ardından gerçekleşti.

Davacı, sözleşmenin 6. maddesinde öngörülen bir yıllık kira bedeli tutarındaki banka teminat mektubunu da ilk yıldan sonra sunmadı. Yönetim kurulumuz tahliyeyi son çare olarak gündeme aldı. Davacı, tahliye talepli takibe itiraz etmedi, 30 gün içinde ödeme yapmadı ve tahliye kararına karşı istinafa başvurmadı. Karar kesinleşti.

Sözleşmenin 3. maddesi, 30 yıldan önce tahliye hâlinde yapılan masrafların vakıfça karşılanmasını öngörüyor. Vakfımız sözleşmeden doğabilecek yükümlülüklerini ilke olarak reddetmiyor. Kira borçlarını ödemeyerek tahliye sürecine yol açan kiracının bu hükme dayanarak masraf istemesinin dürüstlük kuralı bakımından değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Talep edilen bedelin kapsamına ve hesaplanma biçimine de ciddi itirazlarımız var.

Norayr İşler, dava süresince Agos’a verdiği beyanatlarda vakfa elden para verdiğini öne sürmüştü. Ancak vakıf olarak bunu reddettiniz ve konuya ilişkin açılan davanın lehinize sonuçlandığını beyan etmiştiniz. İşler ise iddiasını sürdürüyor. Bu iddialara  ilişkin bir rapor bulunuyor mu?

Norayr İşler’in vakfa elden para verdiği ve bu paranın kendisinden önceki kiracının borcuna usulsüz biçimde mahsup edildiği iddiaları, 2021’de açılan davada incelendi. Mahkeme vakfın muhasebe kayıtlarını ve davacının dayandığı Vakıflar Bölge Müdürlüğü müfettiş raporunu değerlendirdi.

Kararda, davacının ileri sürdüğü ödemelere ilişkin makbuz veya dekont sunamadığı, ticari defterlerini de mahkemeye ibraz etmediği belirtildi. Mahkeme, ödemelerin yazılı delille kanıtlanması gerektiğini vurgulayarak iddianın ispatlanamadığı sonucuna vardı ve davayı reddetti.

Dolayısıyla elden ödeme yapıldığı veya paranın önceki kiracının borcuna usulsüz aktarıldığı iddiaları yargı kararıyla doğrulanmış değildir; ispatlanamamıştır. Vakfın muhasebe kayıtlarını sunmadığı ya da iddiaların incelenmediği yönündeki açıklamalar da kararın içeriğiyle örtüşmemektedir. Söz konusu belge genel bir denetim raporu değil, davacının dayandığı Vakıflar Bölge Müdürlüğü müfettiş raporudur.

Tahliye işlemi gerçekleştikten sonra otelin restoranı kaçak olduğu gerekçesiyle yıkıldı. Ancak İşler, restoranın kaçak olmadığını, sözleşmede restorana dair kroki ve planların olduğunu ve izinlerin vakıf tarafından alınacağını belirtiyor. Otelin açılışında vakıf yönetim kurulu olarak yer aldınız. Plan ve krokisi belirtilen restoran nasıl kaçak yapı oluyor? Burayı açar mısınız?

Restoran yapısının izinsiz olduğuna ilişkin tespit ve kaldırma kararı vakfımızın yönetim kurulu tarafından verilmedi. Tahliye sonrasında Fatih Belediyesi Yapı Kontrol Müdürlüğü, kilisenin

arka bahçesindeki izinsiz uygulamaları tespit ederek koruma kuruluna bildirdi. İstanbul 4 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, 5 Temmuz 2022 tarihli kararıyla uygulamaları gerçekleştirenler hakkında 2863 sayılı Kanun kapsamında suç duyurusunda bulunulmasına ve yapının KUDEB (Koruma Uygulama ve Denetim Büroları) denetiminde kaldırılmasına karar verdi. Yapı 2024’te yıkıldı.

İlk kira sözleşmesine konu otel taşınmazı yaklaşık 400 metrekareydi. Restoranın inşa edildiği kiliseye ait parseldeki alan ise ek protokolle, bedelsiz olarak bahçe kullanımı amacıyla kiracıya tahsis edildi. Bu alanda yapılacak yapıların yasal gerekliliklerini yerine getirme ve izinleri takip etme sorumluluğu kiracıya aitti. Sözleşmede plan veya kroki bulunması, gerekli resmî izinlerin alındığını tek başına göstermez; izinlerin vakıfça alınacağının ileri sürülmesi de yapının ruhsatlı olduğunu kanıtlamaz.

Yönetim kurulu üyelerimizin açılışa katılması veya restoranda fotoğraflarının bulunması, yapının hukuki statüsünün bilindiği ya da onaylandığı anlamına gelmez.

Geçtiğimiz hafta icra memurları Kilise’ye hacze geldi. Hatta kilise içerisindeki tablolar haczedilmek istendi. Vakıf sekreterliğindeki bazı eşyalar yediemine bırakıldı. Haciz tutanağında alacaklı taraf bir sonraki haciz işlemini saklı tuttuğunu ifade etti. Bezciyan Okulu’nun ve Türkiye Ermeni Patrikliği de vakfa ait ve bu yapılara da  haciz işlemi yürütülmesi riski var. Toplumda ciddi bir rahatsızlık var ve vakfa yönelik sert eleştiriler de mevcut. Tüm bunlara baktığımızda vakıf olarak bir uzlaşma zemini yaratmayı düşünüyor musunuz? Düşünmüyorsanız sebebi nedir?

Haciz işlemi sırasında görev yapan memurların, özellikle ibadethane bölümüne hassasiyetle yaklaştıklarını belirtmek isteriz. Kiliseye yönelik saygısızlık veya olumsuz bir tutum sergilenmedi. Tabloların haczi konusu, davacı taraf avukatlarının kilisede çok değerli tablolar bulunduğu yönündeki beyanları üzerine gündeme geldi. Yüksek maddi değere sahip tablolar bulunmadığı bildirildi; resmî envanterimiz de bunu gösteriyor.

Bezciyan Okulu ve kilisenin bulunduğu taşınmazlar hakkında davacı tarafın talebiyle verilmiş ihtiyati tedbir kararları bulunmaktadır. Patrikhane binası bakımından da benzer bir hukuki durum söz konusudur. Tedbir kararları fiilî haciz işlemiyle karıştırılmamalı; taşınmazların durumu devam eden süreçte değerlendirilmelidir.

Toplumumuzun endişesini anlıyor ve paylaşıyoruz. Bu yapılar ortak hafızamızın tarihî, kültürel ve manevi parçalarıdır; onları hukuk çerçevesinde korumakta kararlıyız.

Uzlaşmaya kapalı değiliz. Vakfımız sözleşmeden doğabilecek yükümlülüklerini ilke olarak reddetmiyor; ancak talep edilen bedelin kapsamına, masraf kalemlerine ve hesaplanma biçimine itiraz ediyor. Yargılamanın iadesi başvurumuzda ortaya koyduğumuz hususların değerlendirilmesini istiyoruz. Bu itirazlar ele alınmadan, kabul edilemeyecek bir tutar üzerinden uzlaşma sağlanması mümkün değildir. Amacımız, hukuki hakların ve toplumumuzun hassasiyetlerinin gözetildiği adil ve makul bir çözüme ulaşmaktır.

Dava sürecindeki masraflar nasıl karşılandı ve süreç nasıl işledi?

Vakfımızın bu süreçteki yaklaşımı, iyi niyet, karşılıklı anlayış ve hukuka saygı çerçevesinde hareket etmek oldu. Amacımız haklarımızı ve toplumumuzun ortak değerlerini gözeterek kalıcı çözüm bulmaktır. Pandemi dönemindeki birkaç aylık gecikmenin tahliyeye yol açtığı yönündeki açıklamalar, sürecin bütününü yansıtmıyor. Kira borçları, indirim, ödeme protokolü, ihtarnameler ve resmî yazışmalar birlikte ele alınmalıdır.

İyi niyetli çözüm arayışımızın somut örnekleri vardır: Davacının talebi üzerine kira bedelinde yüzde 25 indirim yaptık; 12-13 aya varan gecikmelerde gönderdiğimiz ihtarnamelerde tahliye talep etmedik. Sözleşmenin 6. maddesindeki teminat mektubu yükümlülüğü yerine getirilmediği hâlde sözleşmenin feshini istemedik. Patrik Hazretleri’nin huzurunda işletmenin devri konusunda anlaşma önerdik. Patrik Hazretleri ve toplumumuzda saygın kişilerin uzlaşma girişimlerine de açık olduk.

Yönetim kurulu üyelerimiz, süreç boyunca ortaya çıkan dava harçlarını, avukatlık ücretlerini, diğer harç ve teminat bedellerini, icra müdürlüklerine yapılan ödemeleri ve sair masrafları şahsen karşıladı. Bu giderlerin hiçbiri vakfımızın 2026 yılı madağında açıklanan bütçe açığına yansıtılmadı.

Hukuki haklarımızı korurken uzlaşma imkânını da açık tutuyoruz. Taleplerin somut belgelere ve hakkaniyetli hesaplamaya dayanması gerektiğine inanıyoruz. Vakfımız adil çözüm için sorumluluğunu yerine getirmeye hazırdır. Söyleşide dile getirdiğimiz tüm hususlara ilişkin resmî evrak ve belgeler yönetim kurulumuzda mevcuttur. Şeffaflık ilkesi doğrultusunda, bilgi almak isteyen tüm cemaat üyelerimizi her salı günü Vakıf Merkezimizde gerçekleştirdiğimiz toplantılara davet ediyoruz.




Bu haber agos kaynağından gelmektedir.

Haber metninde yer alan görüşler haber kaynağı (agos) ve yazarına ait olup,
bolsohays.com sitesi haber hakkında herhangi bir görüş üstlenmemektedir.

Opinions expressed are those of the author(s)-(agos). They do not purport to reflect the opinions or views of bolsohays.com
+