Çok dilli yalnızlık - Gündem
18 Ağustos 2019 - Հակական տոմար - Տարի : 4512 / Ամիս : Նավասարդ / Օր : Մասիս / Ժամ : Մթացեալ

Gündem :

18 Temmuz 2012  

Çok dilli yalnızlık

Çok dilli yalnızlık Çok dilli yalnızlık

Diyarbakır Sur Belediyesi`nin, işyerine Türkçe dışında bir dilde tabela asan esnafa, işlemlerde yüzde 50 indirim getiren kararına İçişleri Bakanlığı soruşturma açtı. Farklı dillerin görünür olması, bünyede hâlâ asabiyet yaratıyor

Dillerin kaderi de tıpkı insanlarınki gibi, farklı farklı. Ve bu kader denilen, çoğunlukla siyasetin müdahalesine açık, o müdahaleye biat ya da isyan üzerinden belirlenen bir güzergâh izliyor. Kürtçe ve Ermenice bu anlamda her daim yakından ilgilenilen iki dil oldu ve aslında sıradan dil olmak dışında her şeye dönüştü. İçişleri Bakanlığı’nın Diyarbakır Sur Belediyesi’nin bir buçuk yıl önce diktiği çok dilli “Hoş geldiniz” tabelalarına ilişkin açtığı soruşturma, ‘dil belası’ anlayışının en güncel örneği.

Çocukluktan beri diller beni büyüler. Birbirlerinden hangi noktalarda farklılaştıkları benim için büyük bir keşif konusudur. O farklılıklar, sadece aktarım ve iletişim aracı olarak dile dair değil, o dilin arkasındaki koca kültüre, o dili konuşan halkların hayata bakış açısına, yaşama biçimine dair büyük ipuçları verir. Dillerimiz çokluğu oranında zenginleşmemiz bundandır. Her dil, yeni bir hayat olasılığıdır. Kelimenin gerçek anlamıyla iki dilli bir çocuktum. Ermeniceyi başta anneannem olmak üzere ailemden evde, Türkçeyi de sokaktan ve televizyondan öğrendim. Bir vakit, Ermeni, Rum ve Yahudilerin İstanbul ’da dolu dolu yaşadığı günlerde çocuklar oyun oynarken, yetişkinler de ahbaplık ederken birbirinin dilini de bilirmiş. Benim çocukluğumda bu artık bir masaldı. Dahası üniversiteye kadar hiç Kürt arkadaşım da olmadı. O yüzden lisede bir gün “Kart kurt sesleri çıkarmak” üzerinden bir öğretmenin ağzından akıllara ziyan o inkârcılığı ilk işittiğimde bunun siyaseten ne anlama geldiğinden bihaber, sadece dil boyutuyla karşı çıkmıştım. “Olur mu öğretmenim, Kürtçe ve Ermenice Hint-Avrupa dil grubunda iki ayrı koldan iniyor...” Gerisi her dilden uzun bir sessizlikti sınıfta...


Sonra bütün bu dillerin çileli hikâyesini yaşayarak ve dinleyerek öğrendim. Yasaklanan, hor görülen ya da gündelik hayatta iletişim işlevini yerine getirmekten uzaklaştıkça yabancılaşan dillerimizi bildim. Onlar kendi olağan akışlarına kavuşmadan huzur bulamayacağımızı da bildiğim gibi...Ama herkesin huzur tarifi kendine tabii. Devlet nezdinde belli ki Türkçeden farklı dillerin görünürlük kazanması, hâlâ bünyede asabiyet yaratıyor. Öteden beri yörenin dillerine sahip çıkan Diyarbakır Sur Belediyesi’nin başına gelenler bunun bir kanıtı. Bir buçuk yıl önce meclis kararıyla kent girişine farklı dillerden, ‘Şehrimize hoş geldiniz’ tabelası asan Belediye, işyerlerine Türkçenin dışında başka isimli tabela asan esnafa ruhsat ve işlemlerde yüzde 50 indirimi getiren bir de karar almış. İçişleri Bakanlığı da şimdi bu karara karşı soruşturma açmış bulunuyor.


Benden değil
Soruşturma kapsamında belediyeye gönderilen yazıda, “Belediyeniz tarafından Diyarbakır -Silvan karayolunun 14’üncü kilometresinde bulunan yere üzerinde Türkçe, Kürtçe ve İbranice, ‘Şehrimize hoş geldiniz’ yazısı olan levhanın konulduğu ve bu suretle ilgili yasalara aykırı davranıldığı” denilerek, Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş’tan savunma istendi. İşin komik yanı, tabeladaki dil İbranice değil Ermenice. Malum, bir zamanlar Diyarbakır ’da Ermeni mahalleleri de vardı. Ama, ‘yabancı’ diye bellemişsen, senin için o yabancının adı sanı bile fark etmez. Senden değildir, o kadar.
Tabelalar en çok da inkar edilenin ilamı. “Burada Kurmanci, Zazaki, Ermenice, Süryanice konuşulurdu çünkü buralar bu dilleri konuşanların da vatanıydı” demek. Sur Belediye Başkanı Demirbaş, soruşturmaya tepki gösterirken Diyarbakır ’ın çok kültürlü, çok kimlikli ve çok inançlı bir kent olduğunu özellikle vurguluyor. Soruşturmanın zamanlaması ve mesajına dair de söyleyeceği çarpıcı şeyler var muhakkak: “Bu tabelayı yaklaşık bir buçuk yıl önce diktik. Bir buçuk yıl sonra soruşturmaya uğraması yine Kürtçe ile ilgili Ermenice, Süryanice yaptığımız çalışmaların soruşturma ve dava konusu olması bence düşündürücüdür... Bir bakanlığınız ‘Kürtçe, seçmeli ders olsun’ desin, diğer bir bakanlığınız da dillerle ilgili soruşturma açacak. Siz kendinize serbest ettiğinizi halka yasaklıyorsunuz. Böyle bir anlayış olamaz.”
Aynı anlayış köy isimlerinin özgün Kürtçe, Ermenice karşılıklarını unutturmak adına, nice yaratıcı karşılıklar türetti ama yörelere gittiğinizde hâlâ insanlar tabelalardaki değil belleklerindeki isimleri kullanıyor, çünkü dil yaşayan bir organizmadır ve öyle yapay müdahalelere itibar etmez, kendi bildiğini okur. Kendi bildiğini söyletir.
Abdullah Demirbaş, destek ziyaretine gelen heyetleri kabul ederken dillerin yaşam hakkına ve miras oluşlarına da vurgu yapıyordu: “Bu dilleri biz seçmedik. Yüce Allah bunu bize verdi. Bu bir fitri hak, bu bir insan hakkı ve olmazsa olmaz haktır. Hiçbir kimseye bu hak bahşedilemez, lütfedilemez. Maalesef Türkiye ’de halen tek dil, tek devlet, tek millet ve tek din anlayışını savunanlar kısmı birtakım adımlarla bize bunu bahşettiklerini söylüyor. Oysa yüce Allah’ın verdiği bir hak kimseye lütfedilemez. Bunu lütfedecek kişi Allahtır. Bu temelde mevcut hükümete şunu söylüyoruz; siz kendi dilinize baskı yapılmasını istiyorsanız, bize de yapın. Kendi dilinizle eğitim görmek istemiyorsanız bizim eğitim hakkımızı da engelleyin. Siz kendi dilinizin kamusal alanda kullanılmasını istemiyorsanız bize de yasak koyun. Yoksa bunun adı çifte standart, kendine demokrasi istemek, kendine serbest, halka yasak etmek olur. Biz bu anlayışı doğru bulmuyoruz. Bu zihniyet Türkiye ’de toplumsal barışı getiremez. Bu iktidarcı anlayıştır.”
İlahi rastlantı gereği ‘National Geographic’ dergisinin Temmuz sayısı dünya üzerinde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan dilleri dosya konusu yapmıştı. Bu diller arasında memleketimizden Zazaki ve Batı Ermenicesi de var. Bu gerçek kendi içinde yüzyıllık tarihimizin acı bir bilançosu. Nelere kıyıldığının, nelerin yitirildiğinin göstergesi. Elimizde kalan böyle çok dilli bir yalnızlıktır işte. Bir tabeladan bile ürküten başedilmemiş hakikattir. Başedilmedikçe de, her dilde hayatı hepimize zehretmeye devam edecektir



Bu haber ..... kaynağından gelmektedir.
www.bolsohays.com un görüşünü yansıtmaz.

Anket Tüm Anketler

+